Adatepe

Adatepe… Canım Ege’de bir dağ köyü…
Kaz Dağlarına yaslanan, eski kabristanıyla ziyaretçilerini karşılayan, köy meydanındaki iki büyük çınar ağacı ve kahvesiyle soluklandıran, daracık taş döşeli sokakları ve taş evleri ile içine çeken ve meraklandıran bu güzelim Ege köyü, Edremit Körfezi içinde tam da karşı kıyılara denk düşen Ayvalık ve Midilli adasına göz süzmektedir.

Muhteşem manzarasının yanı sıra gözün alabildiği her yerde badem, servi, çam ve iki kişinin ancak kucaklayabileceği Anadolu’nun en eski zeytin ağaçlarını görmek, 1989 yılından bu yana sit alanı ilan edildiği için korunan ve her geçen gün sayıları artan eski taş evleri seyretmek öyle hoş ki, insan da buralara yerleşme isteği uyandırıyor.
Öyle eski bir yerleşim ki yazın hararetli günlerinde bile esen ferahlatıcı rüzgarları bu güzel dağ köyünde kimlerin kimlerin yaşayıp göçtüğünü sanki kulağınıza bitmeyen bir masal gibi fısıldıyor.

Masal günümüzden 5000 yıl önce başlıyor…

Adatepe’nin rüzgarları çok derinlerden gelen bir sesle, Truva medeniyetinin sınırları içinde geçirdiği günleri anlatarak söze başlıyor. Tarihler İsa peygamberin doğumundan yaklaşık 1000 yıl öncesini gösterdiğinde antik dönemlerin en büyük ve ünlü savaşını, Akalar ile Truvalılar arasında gerçekleşen büyük kavgayı, güzeller güzeli Helen ile Paris’in aşkını, Aka ordusundaki büyük destansı kahraman Akhilleus’u, Truva’nın prensi Hektor’un topraklarına sahip çıkma mücadelesini zeytin ağaçlarının arasından kurulduğu tepeden izliyor.

Akaların zaferiyle sonuçlanan savaşın ardından güzeller güzeli Ege ve Akdeniz kıyıları Yunanlıların yerleşimine açılıyor. İÖ 241’den sonra bölge yine zengin bir krallığı Pergamon’u ağırlıyor. İÖ 133’te Pergamon kralının topraklarını Roma İmparatorluğu’na bırakmasını Adatepe ağırbaşlılıkla karşılıyor ve Selçukluların bu topraklara ulaşmasına kadar Bizans İmparatorluğu’nun en kaliteli zeytinyağlarının üretildiği noktalardan biri olarak haklı bir gurur ve zenginlik yaşamaya devam ediyor.

Konstantin’in Hıristiyanlığı Roma İmparatorluğu’nun resmi dini yaptığı 4. yüzyıla kadar Adatepe’yi pagan inançlar biçimlendiriyor. Günümüze kadar ulaşan Zeus Altarı Edremit Körfezi’ne hakim muhteşem manzarası ile büyülerken, bu altara tırmanarak hacı olan antik zamanın dindarlarının dualarını, Zeus’a sunulan kurbanları ve hac ritüelinin anılarını barındırıyor.

Adatepe Paulus’un Hıristiyanlığı yaymak için yaptığı seyahatlerinin güzergahı üzerinde… Bu nedenle hemen ilk yüzyılda dünyaya Filistin’den yayılan bu yeni dinden haberdar oluyor. Hıristiyanlığın kabulünden sonra ise Adatepe eskiden köy meydanının hemen kıyısında arz-ı endam eden kilise binası ile yeni sürece dahil oluyor. Günümüze hiç iz kalmayan bazilikanın taşları kabristan etrafına çekilen duvardan göz kırpmaya devam ediyor.
Türklerin bölgeye ulaşması ile Adatepe bu defa da Arap Yarımadası’ndan dünyaya yayılan İslamiyet ile tanışıyor. Günümüzde kullanılan köy camii Selçuklular döneminin izlerini taşıyor ve bu ilk buluşmanın Maveraünnehir’den kopup gelen Selçuklular eliyle olduğunu fısıldıyor.

1302’de Söğüt merkez olmak üzere kurulan Osmanoğlu Beyliği’nin bölgeye ulaşması hemen kurulduğu yüzyıl içinde gerçekleşiyor ve 1920’deki Yunan işgaline kadar neredeyse altı yüz yıl devam ediyor. Adatepe bu uzun zaman diliminde Müslüman Türk nüfus ile Ortodoks Rum nüfusu yüksek taş duvarların ardına gizlenen taş evlerinde, meydandaki asırlık çınarlarının altındaki kahvesinde, kilisesiyle, camiiyle birlikte ağırlıyor. Kahveler birlikte yudumlanıyor, zeytin bol olunca birlikte seviniliyor, gündüzleri boncuk mavi, geceleri Samanyolu’nun seçildiği pırıl pırıl gökyüzünün altında düğünler, doğumlar birlikte kutlanıyor, cenazeler birlikte uğurlanıyor.

Sonra dünya değişiyor… Savaş başlıyor…

Küçük bir Ege dağ köyü, Adatepe kendi hissesine düşen acılara göğüs geriyor. Antik dönemden beri kurulduğu tepeden neler gördü geçirdi Adatepe ama bu defa ki başka…

İmparatorluklar devri kapanırken ulus devletlerin ortaya çıkması bir dünya savaşına mal oluyor. İlk dünya savaşında hızını alamayanlar Almanya’da Hitler, İtalya’da Mussolini ile ‘’faşizm’’ sloganları ile hareketlenirken, Rusya’da Lenin, Çin’de Mao komünizmi bayrak yapıyor ve dünya ikinci kez karışıyor.

İki dünya savaşı arasında Anadolu’da olan bitene ve özellikle Adatepe’de yaşananlara sıra gelince Adatepe’nin ağaçları, evleri, kuşları hüzne duruyor.

Büyük çınarın devrilmesi ve yaşanan Kurtuluş Savaşı… Yunanlıların önderi Venizelos Anadolu’nun batısını istiyor. Büyük rüyasının adı ‘’Megali İdea’’… Mustafa Kemal ve silah arkadaşları 1922’te Yunan’ı Anadolu topraklarından tamamen çıkarıyor.. Adatepe’nin kaderi batılı devletler ile imzalanacak olan son anlaşmada gizli… 1923 Lozan Antlaşması’na ek protokol konuluyor… Adatepe’yi ve Anadolu’nun birçok noktasını yeniden biçimlendirecek ve acıyla yoğuracak olan Mübadele…

Rum’u, Arnavut’u, Makedon’u, Çingenesi mübadeleye dahil ediliyor hatta Karaman’da oturan Türk Hıristiyanlar ile Yunanistan’da yaşayan Müslüman Yunanlılarda mübadeleye dahil oluyor. İnsanların zorunlu göçünde tek belirleyici olan Müslüman ya da Ortodoks olmaları… Mübadelede İstanbul, Bozcaada ve Gökçeada Rumlarının muaf tutulmalarına karşılık, Batı Trakya’da oturan Müslüman Türklere Yunan hükümeti tarafından dokunulmuyor.

Lozan’da imzalanan sözleşme ile 1.500.000’dan fazla Rum nüfus ile 500.000’e yakın Türk nüfus zorunlu olarak yer değiştiriyor. Günümüzde bile 10 milyon nüfusa sahip olan Yunanistan yeni gelenlerin ekonomisine yaptığı zorlamayı mübadeleden sonraki 20 yıl boyunca açlığa varan bir fakirlik ile karşılıyor. Türk hükümeti de savaştan çıkmış olmasına rağmen Balkan topraklarından gelecek yurttaşları için sağlık ekiplerinin yollanması, aşılarının yapılması, geldikten sonra ki süreçte yeni topraklara yerleştirilmeleri ve hükümet tarafından desteklenmeleri yönünde zorlu bir sınav veriyor.

Binlerce yıldır Adatepe’nin sakinleri olan Rumlar Midille’ye yerleştirilirken, Midilli’de yerleşik olan Müslümanlar Adatepe’ye getiriliyor. Güzelliği dillere destan, düğünlerde güzel sesiyle şarkı söyleyen, dans eden Rum güzeli Refika işte tam da bu dönemde hem Türklerin hem Rumların gözdesi… Şarkı söyleyerek zeytin toplayan, herkesin neşe kaynağı olan Refika mübadelede Sakız Adası’na göçüyor. Adatepe’ye gelen söylentiye göre Refika Yunanistan’ın ilk güzellik kraliçesi seçiliyor… Sakız Adası’nda tesadüfen bulunan bir fotoğraftaki kızın güzelliği Adatepe yaşlılarına onaylatılınca Refika mübadelenin simge ismine dönüşüyor.

İşte Ege’de küçük bir dağ köyü ve ziyaretçilerinin kulaklarına fısıldadıkları…

1989 yılında sit alanı ilan edilene kadar son yaşadığı hüzünlü anıların ve terk edilmişliğin viranlığını taşıyan Adatepe, büyük kentlerin karmaşasından kaçan günümüzdeki sakinleri ile 1980’li yılların başından itibaren tanışmaya başlıyor. 2000’li yıllara gelindiğinde Adatepe’nin taş evlerinin 130’undan 100’ü büyük kentlerden gelenlere ve buraya yerleşen birkaç İtalyan ve Fransız aileye ev sahipliği yapıyor. Anıtlar Kurulu’na sunulan restorasyon projeleri onaylanmadan Adatepe evlerine dokunulmuyor. Köyün sokaklarında gezinirken halen restoresi devam etmekte olan evlere rastlanıyor. Restore edilenlerin bir kısmı ise motel ve pansiyon olarak işletiliyor. 1985’te öğrenci azlığı sebebiyle kapatılan okul binası 1997’de restore ediliyor ve felsefe, edebiyat, sanat ve sanat tarihi alanlarında seminerlerin verildiği ve atölye çalışmalarının yapıldığı ‘’Taşmektep’’ olarak hizmet vermeye başlıyor. Zira Adatepe sakinleri özellikle 1950’lerden sonra antik dönemden itibaren köyün iskelesi görevini gören kıyıda kurulu Küçükkuyu’da yaşamak üzere göçmüş bulunuyor. Nüfusu 500 kişiyi bulmayan Adatepe göç etmeyen eski sakinleri ile büyük kentlerden gelen yeni entelektüel sakinlerini son derece uyumlu bir birliktelikle ağırlarken antik dönemden bu yana tüm dönemlerde yaşamak için kendisini tercih edenler ile zorunlu olarak buralardan göç ettirilenleri antik Zeus atlarından selamlamaya devam ediyor.

Adatepe’ye yerleşenler memnun… Gelen ziyaretçiler meraklı ve memnun… Bir masala ya da geçmiş zamanlara dahil olunuyor sanki… Çınarların altında hurmalı kahveler yudumlanıyor… Adatepe’de adeta zaman durmuş gibi… Ancak antik çağlardan modern zamanlara Adatepe’nin rüzgarları tüm masalı baştan sona hiç usanmadan gelenlerin kulaklarına fısıldamaya devam ediyor…

Ve Adatepe’de zaman akıyor…

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s