MART


EŞ ZAMANLI TARİH OKUMALARI I
İÖ 1000-0 TARİH ARALIĞINDA AVRUPA-YUNANİSTAN

Yunanistan ‘da İÖ 1000-0 tarih aralığını İÖ 1200’lerde anakaraya akan Ari ırka mensup Dorlar’ın gelişi ve İÖ 1190’a tarihlenen Truva Savaşı şekillendirir. Yunanistan’ın iktisadi ve sosyal yaşamında önemli gelişmelerin olduğu bir süreçtir. Bu bin yılda güçlü kent devletler ortaya çıkar ve birçoğu kıyılarda ortaya çıkar. Toplumsal sınıflar ortaya çıkar ve aristokrat sınıf yegane gücü elinde bulunduran sosyal sınıf olarak karşımıza çıkar. Aristokratlar üzerinden işleyen bir demokrasi anlayışının ortaya çıktığı ve yasaların kaleme alındığı dönem olarak tanımlanabilir.

İÖ 8. Yy Yunan için kolonileşme dönemi olarak anılır. Anadolu kıyılarında kurulan koloniler bölgeye bin yılın sonuna doğru gelecek olan Büyük İskender’in de işini kolaylaştıracaktır. Koloniler, evden uzak anlamında ‘’apoikia’’ olarak adlandırılır. G. İtalya’da o kadar çok Yunan kolonisi kurulur ki eskiler oraya ‘’Büyük Yunanistan’’ adını verir. Akdeniz’deki kolonileşmeleri Fenikeler eliyle kesintiye uğradı. İÖ 535’te Alalai Savaşı’nda aldıkları yenilgi onları yıldırmadı ve hızı kesilse de devam etti.

Yunan ticaretini hızlandıran, onları Akdeniz’de daha kazançlı duruma getiren gelişme İÖ 700’de Ege’de devlet olan Lidyalıların paraya bulması olur. Yeni ekonomik sürece Fenikelilerden daha önce adapte olurlar. Bu bin yılın başında Fenikelilerden aldıkları alfabeyi daha da yetkinleştirerek Hint-Avrupalı dil grubuna ait olan dilleri Yunanca’yı yazılı hale getirdiler. Akdeniz’de hareket halinde oldukları için Mısır, Asur ve Babil kültürlerinden de istifa de ettiler.

İÖ 1000-0 tarih aralığında Yunan anakarasında ortaya çıkan iki önemli site devleti Attika ve Sparta olur. Site devletler zaman zaman savaşır. İÖ 5. Yy itibariyle ise güçlerini birleştirerek Persler ile mücadele etmeye başladılar. Bu savaşlar tarihte Med Savaşları olarak anılır. ‘’Helen Birliği’’ ve ‘’Delos Birliği’’ hep bu İran’dan gelen büyük güce karşı oluşturulan Yunan birlikleri olur. İÖ 449’ta Persler ile imzalanan Kalllias Barışı ile bu yoğun savaş süreci noktalanır.

Attika’nın en güçlü dönemi Perikles’in (İÖ 495-429) hükümdarlığında yaşanır. Hükümdarlığının son yıllarında başlayan Sparta-Attika savaşları ise Peleponez Savaşları (İÖ 431-404) olarak anılır. Savaş Attika ve bağlaşıklarının felaketi ile sona erer. Savaştan galip ancak gücünü tüketmiş olarak çıkan Sparta ise yeniden Perslerle mücadele etmek zorunda kalır. Spartalıların yenilmiş olarak yurtlarına zorlu dönüşleri ise ‘’Onbinlerin Dönüşü’’ olarak anılır.

Yunan dini anakaranın yerli halkı olarak tanımlanan Helenlerin bereket tanrıları ve mitosları ile Akaların ve Dorların beraberlerinde getirdikleri pagan sistemin birleşmesinden ortaya çıkar. Tanrıların Olimpos dağında yaşadığına inanılır. Tanrıların ve Tanrıçaların insansı hayatları vardır. Evlenirler, çocuk sahibi olurlar, kıskançlık, haset gibi insansı duygularla hareket edebilirler. Özellikleri ölümsüz olmaları ve göksel soylular olarak altından saraylarında oturmalarıdır. Onlara dua, saçı ve kurban ile ibadet edilir. Ayinler tapınakların dışında yapılır. Her sitenin kendi dinsel bayramı vardır. Ancak bazı özel bayramlar tüm site devletlerin katılımıyla kutlanır. İÖ 776’da başlayan Olimpiyat Oyunları tüm site devletlerin katılımıyla gerçekleşen törenler arasındadır. Yunan mimarisini tapınaklar, Yunan heykellerini ise tanrılar ve tanrıçalar belirler, her tanrı kendi atribüsü ile yapılırdı. Bu anlamda Yunan sanatının dinsel bir sanat olduğunu söyleyebiliriz.


EŞ ZAMANLI TARİH OKUMALARI I
İÖ 1000-0 TARİH ARALIĞINDA AKDENİZ VE AFRİKA-MISIR

İÖ 1000-0 TARİH ARALIĞI AKDENİZ

Fenikeliler İÖ 3000’de yerleştikleri topraklarda (Akdeniz’in dğu kıyıları-Kenan İli) bu bin yılda da varlıklarını sürdürmeye devam ediyorlar. Denizcilik, gemi yapımcılığı ve kuyumculuk uzmanlık alanları.. Yanı sıra murex denilen bir deniz kabuğundan ürettikleri boyaları çok ünlüdür. Fenikelilerin deniz ticareti tüm Akdeniz’i kapsayarak bir yandan Cebelitarık boğazı ile Atlas okyanusuna, diğer yandan Kızıldeniz ve Hint okyanusuna kadar ulaşır. Fenikeliler İÖ 671’de Asur İmparatorluğu’nun, İÖ 574’te de Babil İmparatorluğu’nun işgaline uğrar. Bu nedenle K. Afrika kıyılarında kurmuş oldukları Kartaca kolonisi büyük önem kazanır. Kartaca merkezden bağımsız ayrı bir devlet gibi hareket etmeye başlar. İÖ 700’de Lidyalılar tarafından kullanılmaya başlanan paranın önce Yunanlılar tarafından alındığını, Fenikelilerin ise bu konuda hiç acele etmediğini görüyoruz. Ta ki Yunanlılar ticarette Fenikelilere fark atmaya başlayana kadar. Akdeniz Yunan kültürünün etkisi altına girdi. Kartaca’da bu etkilenmenin içine dahil olur ve kentlerinde Yunan tapınakları yükseltmeye başlar.

Kartaca’nın efsanevi kralı Hannibal (İÖ 247-182) olur. Babası iyi bir asker ve yönetici olarak yetişmesine uğraşır ve karşı kıyıda bulunan Romalılara göz açtırmamak üzere ant içer. Çin’deki Şi Huang Ti ve ya Mete Han ile kıyaslanabilecek, tüm zamanların en büyük askeri dehalarından biri olur. Fillerle donattığı ordusunu İskender’in Hindistan’a yaptığı sefere öykünerek hazırlar. Mücadelesinin Roma ile yapacak İÖ 264-146 yıllarına arasına yayılan savaşlar tarihe Pön savaşları (Kartaca savaşları) olarak geçecektir.

İÖ 1000-0 TARİH ARALIĞINDA MISIR

İÖ 1069’da XI. Ramses öldüğü zaman eyaletlerde parçalanma yaşanır, rahiplerin otoritesi artar. 9. ve 8 YY’larda
iktidarı ele geçirmek için uğraşan 11 tane kral vardır. 8. yy’da Mısır, Nübye kökenli hanedanlar tarafından idare edilir.(25. sülale). Mezopotamya’da her geçen gün gücünü ve sınırlarını arttırmakta olan Asurlular İÖ 671’de Mısır’a gelerek yağmaladılar. İÖ 663’te yeniden geldiklerinde Nübyeli krallar güneye çekilmek zorunda kaldı. Sonunda da Mısır’ı tamamen işgal ettiler. Asur’un atadığı Psamtik 26. sülaleyi ilan eder ve Mısır gelenleri etkisi altına alır. Dünya tarihinin bilinen ilk deniz filosu bu dönemde Mısır’da kurulur.Yunanlıların Nil kenarında ticaret kolonileri kurmalarına ve Mısır ordusunda paralı askerlik yapmasına izin verilir.

İÖ 525’te Mısır İran’dan gelen Persler idaresi altına girer. İnanç ve yaşantılarında özgür bırakılan Mısırlılar Perslerin onlar için inşa ettiği hastane ve tapınaklardan da istifade eder. İÖ 300’lü yıllara gelindiğinde Mısır’ın idaresi B. İskender’e geçer ve Helenistik dönem başlar. İskender’e Ra’nın oğlu unvanı verilir ve Mısırlıların hayatlarında idarecilerin değişmesi dışında bir değişiklik olmaz. İÖ 382’de İskender kendi adına kurmayı gelenek haline getirdiği kentlerden bir tanesini de Mısır’da inşa ettirir ki İskenderiye günümüzde de Mısır’ın en büyük liman kentlerinden biridir. Izgara plana göre inşa edilen kent Ptolemeler döneminde tamamlanır.

İskender’in ölümünden sonra Mısır’a hakim olan Ptolemeler’le Mısır’da Helenistik dönem devam eder. 24 yaaşında Mısır tahtına oturan Ptoleme’de firavun unvanını alır. İskenderiye kentini tamamlayarak başkent yapar. İskenderiye Kütüphanesi ve İskenderiye Feneri bu süreçte kente ilave olunan harikalardır.

Mısır’da tüm bunlar olurken Roma’da iki güçlü komutan iktidar mücadelesi veriyordu. Pompeius (İÖ 106-48) ve Gaius Julius Caesar (İÖ 100-44). Bu sırada Mısır’da tahtta bulunan XII. Ptoleme’nin tahta çıkışına destek vermiş olan Pompeius, Sezar’a yenilince Mısır’a sığınır. Ancak Sezar’a hoş görünmenin bundan sonraki süreçte daha yerinde olacağına karar veren Mısırlı yöneticiler tarafından öldürülür. Sezar 7 ayını Mısır’da geçirir. Tahtta XII.Ptoleme ile kardeşi VII. Kleopatra vardır. İskenderiye’de kraliyet sarayına oturan Sezar Kleopatra’yı da metresi yapar. Kleopatra2nın hayali iki devletin gücünü birleştirerek tüm dünyaya hakim olmaktadır. Sezar’ın İÖ 44’teki ani ölümüyle planlarını önce erteler ardından Marcus Antonios ile devam eder.Roma’da bulunan Octavios Sezar’ın ardılının kendisi olması gerektiği iddiasındadır. Marcus Antonios ile Kleopatra’ya savaş ilan eder. İÖ 31’de gerçekleşen Aktium deniz savaşında Octavius kazanan taraf olur. Marcus Antonios ölür, Kleopatra İskenderiye’deki sarayına dönerek, kendini bir kobra yılanına sokturarak 39 yaşında intihar eder.


EŞ ZAMANLI TARİH OKUMALARI I
İÖ 1000-0 TARİH ARALIĞINDA ANADOLU II

İÖ 500’DEN SONRA ANADOLU’DAKİ GELİŞMELER

Anadolu toprakları İÖ 550-330 yılları arasında Pers İmparatorluğu sürecini yaşar. Ardından tozu dumana katarak gelen Büyük İskender ile Anadolu’da Helenistik Dönem başlar. Tarihler İÖ 27’yi gösterdiğinde Roma başkent olmak üzere kurulan Roma İmparatorluğu, 100 yıl geçmeden Anadolu topraklarını sınırlarına katar. Roma İmparatorluğunun kesin egemenliğine girmeden önce Anadolu’da zengin antik kentler anılmaya değerdir.

PONTUS

Antik çağda Yunanca ‘’deniz’’ anlamına gelen ‘’pontus’’ sözcüğü Anadolu’nun K. Anadolu kıyılarını özellikle de Doğu Karadeniz bölgesini tanımlamak üzere kullanılır. Karadeniz’de ilk Yunan kolonileri İÖ 7. Yy’da kurulur.
Pontos Krallığı İÖ 302-266 aralığında Pers kökenli Mithridates tarafından kurulur. Pontos Krallığı’nın başkenti Amaseia’dır. Krallıkta resmi din Mitra tapımıdır. Krallarının hepsi ‘’Mithridates’’ adıyla anılır. İÖ 63’te Roma İmparatorluğu bölgeye gelene kadar bağımsız krallık olarak yaşamıştır. Roma İmparatoru Sezar ünlü sözü ‘’Veni, Vidi, Vici’’ (geldim, gördüm ve yendim)bu bölgeyi sınırlarına kattıktan sonra söylediği bilinir.

PAFLAGONYA

Orta Karadeniz bölgesinin antik dönemdeki adıdır. İlk Yunan kolonilerinin kurulması İÖ 7. Yy’dır. Pers İmparatorluğu döneminde, Perslerin müttefiki olan Fenikelilerin bölgede bulunduğunu ve ticaret kolonileri kurduklarını biliyoruz. Helenistik dönem ile birlikte bölge tekrar Yunan etkisine girer.

BİTİNYA

Batı Karadeniz ile Marmara bölgesinin bir bölüm toprağının antik çağdaki adıdır. Bursa, Kocaeli, Sakarya, Bilecik, İznik, Düzce, Yalova, Bolu, Kastamonu, Bartın ve Zonguldak illerinin bulunduğu coğrafi bölgeye ilk gelenlerin, İÖ 2000’lerden sonra Hint-Avrupalı ırk arasından kuzeyden geldiği bilinir. Önce Pers, ardından Helenistik dönemi yaşayan bölge İÖ 74’te Roma İmparatorluğu’nun topraklarına dahil olur.

TRAKYA

Traklar Hint-Avrupalılar grubuna mensup halklardır, yerleştikleri bölge de İÖ 300’lerde bir krallık kurarak bu coğrafyaya isimlerini verirler.

TRUVA

Bölgenin tarihi İÖ 3000’lere kadar iner. İÖ 2000’den sonra Anadolu’ya gelen ve İÖ 1700’lerde güçlü bir imparatorluğa dönüşen Hititlerin Anadolu’da sınırlarına dahil edemedikleri ender bölgelerden biridir. İÖ 1120’de Akalar ile yapılan Truva Savaşı’nda yenilerek tarihten silinirler. Bölge önce Lidyalılar, ardından Persler ve son olarak da Büyük İskender dönemlerini yaşar. Antik Truva bölgesi Roma İmparatorluğu topraklarına dahil olunca da 13. Yy’da Karesioğullarının bölgeye yerleşmelerine kadar binlerce yıl Roma imparatorluk toprağı olarak kalır.

PERGAMON

Antik dönemde paylaşılama yan Bergama topraklarında İÖ 241-133 yılları arasında Pergamon Krallığı kurulur. Toprakları fazla geniş olmayan, bölgesel bir krallık olmasına rağmen uygarlık anlamında tarihteki en önemli krallıklardan biridir. Kralları Attalos topraklarını Akdeniz kıyılarında bir liman kazandırmak için ‘’Attalaia’’ (Antalya) kentini kurar.

Bergama kütüphanesi antik çağda rakibi İskenderiye kütüphanesi kadar ünlüdür. Mısır, Bergama kütüphanesinin zenginliğini kıskanarak papirüs ihracını durdurunca, Bergamalılar hayvan deresinden imal ettikleri ‘’parşömen’’i bulur. Hayvan derisinden ürettikleri sayfaları kodeks biçiminde ilk düzenleyenler de Bergamalılar olur.
Agora, gymnasion, anfitiyatro, kraliyet sarayları, tapınaklar ve sarnıçların yer aldığı hippodamos planlı antik kentleri, mimari yetkinliklerinin yanı sıra heykel sanatının antik çağdaki en güzel örneklerini barındırır. Heykel sanatı içinde ‘’Bergama ekolü’’ olarak anılır.

Bergama’dan çıkarılan muhteşem Zeus Sunağı günümüzde Berlin Müzesi’nde ya da daha sonra değiştirilen adıyla Pergamon Müzesi’nde sergilenmektedir. Sunağın üzerindeki muhteşem kabartmalar antik çağın baş yapıtları arasında sayılır.

EFES

Truva Savaşı’ndan sonra bölgeye akan Yunan göçler sonrasında Ege kıyılarında kurulan antik kentlerden bir tanesidir. Efes, Antik çağa damgasını vurmuş pek çok Yunanlı filozofun yaşadığı İonya bölgesinin sınırları içindedir. Antik çağın yedi harikasından biri olarak kabul edilen, günümüze tek bir sütundan başka iz kalmamış olan Efes Artemis tapınağı ile ünlüdür. 14.000 kitaba ev sahipliği yapan Celcus Kütüphanesi’nin ise sadece cephesi ayaktadır ve Efes’in simge görüntüsüdür.

Hıristiyanların önemli ziyaret noktalarından biri olan, hac güzergahlarında bulunan, Hz. Meryem’in son günlerini geçirdiğine inanılan Meryem Ana Evi’de bu bölgededir.

KARYA

İÖ 2000’lerin sonuna doğru bölgeye yerleşen Karyalılar, Anadolu’nun güneybatı sahillerinin ‘’Karya’’ olarak anılmasını sağlar. Truva savaşında Karyalılar Truva’nın müttefiki olur. Antik çağda zeytinyağı, zeytin, incir, bal ve şarap imalatı ile ünlenen bölge dönemin en önemli ve zengin ticaret limanlarından biridir. Helenistik dönemin etkisi ile bölgede kullanılan dil Yunanca olur. Karia satrabı Mausolos’un mezar anıtı ‘’ Halikarnasos Mauselion’’u antik yedi harikadan biri olarak kabul edilir.

LİKYA

Likya Antalya’nın batısındaki dağlık bölgenin adıdır. Likyalılar Hint-Avrupalıdır ve İÖ 2000’lerden sonra bölgeye yerleşir. Dilleri Hititçe ile yakınlık gösterir. Başkenttin Ksantos olduğu bölgede Olympos, Phalis, Myra Likya bölgesinin diğer önemli kentleridir. Likya, Roma İmparatorluğu sürecinde eyalet statüsü alarak bağımsızlığını korumayı başarmıştır. Pataralı Aziz Nicolas 4. Yy’da bu bölgede yaşar. Mira’da piskoposluk yapar, Roma İmparatoru Dioclatianos döneminde tutuklanır, 325’te ise İznik Konsili’ne katılır. Noel Baba olarak anılmaktadır.

PAMFİLYA

Truva savaşından sonra bölgeye gelen Yunanlılar tarafından kurulmuştur. Pamfilya, ‘’tüm boyların ülkesi’’ anlamına gelir. Attalaia, Perge ve Aspendos Pamfilya bölgesinin önemli kentleridir. Pers ve B. İskender idaresinden sonra Roma İmparatorluğu tarafından Pergamon Krallığı’na bağlanmıştır. (İÖ 188) Kereste ve zeytinyağını Mısır’a ihraç eden bölge Marcus Antonius tarafından Kleopatra’ya hediye edilmiştir.

KİLİKYA

İÖ 190-İS 387 aralığında Ermeni Krallığı kurulan bölgenin başkenti Diyarbakır’dır. İÖ 67’de Roma İmparatoru Sezar tarafından Roma İmparatorluk toprağı yapılan Kilikya bölgesinin başkenti de Tarsus olarak değiştirilir.

KAPADOKYA

Hitit, Pers ve B. İskender dönemlerini yaşayan Kapadokya’da İÖ 1. YY itibariyle kralları Roma İmparatorluğu atıyordu. İS 17’de bölge tamamen Roma eyaleti olur. Kapadokya, Roma tarihi içinde ‘’Büyük Zulüm’’ olarak adlandırılan Hıristıyanların diri diri yakıldığı süreçte yer altı kiliseleri ile ünlenir.

KOMMAGENE

Anadolu’da antik dönemin en ilgi çekici krallıklarından biri olan Kommagene Krallığı’nın merkezi Adıyaman’dır. İÖ 190’da kurulan krallığın başkenti Arsameia’dır. Kralları Mithradates adıyla anılır ve Mitra tapımı vardır. Baba tarafından Pers, anne tarafından Yunanlı olan Mithradates Kallinikos, iki büyük kültüre ve dine evsahipliği yapacak, adeta bölgenin hac merkezi olarak hizmet verecek bir uygarlığı kurmak için ömrü boyunca çalışır. En büyük hayali bir dünya dinidir ve merkezi için seçtiği alan Nemrut Dağı’dır. Mithradates Kallinikos’un Nemrut dağına bu amaçla yaptırdığı tanrı heykelleri günümüze kadar varlıklarını koruyabilmiştir. Roma egemenliğine en uzun süre direnen krallık Kommagene Krallığı olur.

HARRAN

Sümerce ve Akadça’da ‘’harran’’ kelimesi kervan, seyahat, kesişen yollar anlamlarına gelir. Mezopotamya’dan Anadolu’ya ticaret binlerce yıl bu bölge üzerinden gerçekleşmiştir. Harran bölgesinin önemli kentleri Edessa ve Tur Abdin kentleridir. İÖ 132’de Abgar Krallığı, İÖ 88-70 arası Tigran Krallığı’nı ağırlayan bölge Roma İmparatorluğu ile Part İmparatorluğu arasında çekişme alanı olur.

Antik çağda Harran’da kurulan üniversite pek çok bilim adamı yetiştirmiştir.

ANTAKYA

Antakya, M.Ö. 300 civarında Büyük İskender’in komutanlarından Seleucus Nicator tarafından kurulmuştur. Kaynakların belirttiğine göre Antakya 300.000 bin nüfusuyla Roma İmparatorluğunun 3. dünyanın 4. büyük kentidir ve caddeleri aydınlatılan ilk kent olma özelliğine sahiptir. Antakya’nın iyilik ve bereket tanrıçası Tyche’yi tasvir eden ve Antakya bölgesinden çıkarılan heykeller günümüzde çeşitli müzelerde sergilenmektedir.
İÖ 64’te Roma egemenliğiyle kent altın çağına girdi. Hıristiyanlığın kabul edilmesinden sonra ise beş büyük patriklik merkezinden biri olur. Dünyanın en eski kilisesi olarak kabul edilen St. Pierre Kilisesi’ne ev sahipliği yapar. Semavi dinlerin kutsal kitaplarında da anılan Antakya, antik çağın en önemli ticaret kentlerinden de biridir.


EŞ ZAMANLI TARİH OKUMALARI I
İÖ 1000-0 TARİH ARALIĞINDA ORTA ASYA

HUNLAR

Hunlarla ilk olarak İÖ 318’e tarihlenen Çin kaynaklarında karşılaşılır. ‘’Hiong-nular’’ olarak anılırlar. Ural-Altay ırkının Altay kolundan olduklarına dair pek çok araştırma vardır. Ancak Hunlar çok uluslu bir halktır ve ırklarına dair bilgiler netlik kazanmamıştır. Bazı tarihçiler onları Proto-Moğollar, bazıları ise Proto-Türkler olarak adlandırır.

Yönetici sınıfların Türk oldukları ve Türkçe konuştukları ‘’Hun’’ kelimesinin Türkçe’de ‘’adam’’, ‘’halk’’ anlamına geldiği bilinmektedir. Yanı sıra Türkiye Cumhuriyeti Cumhurbaşkanlığı forsundaki, her biri kurulan bir Türk devletini temsil eden, 16 yıldızın biri Hun İmparatorluğu’nu temsil eder.

Hun İmparatorluğu’nun kurucusu Teoman Yabgu’dur. İÖ 220 kuruluş tarihi olarak kabul edilir. Tüm boylar arasında birliği sağlar. Başkent Noin Ula günümüzde Moğolistan sınırları içindedir. Çin İmparatorluğu’nun kurucusu Şi Huang Ti ile eş zamanlıdır. Şi Huang Ti’nin İÖ 214’de inşa ettirdiği Çin Seddi yeni kurulan Hun İmparatorluğu’na karşı bir savunma duvarıdır.

İÖ 209’da Hunların başına geçen oğul Metehan orduyu onluk sisteme göre düzenler ve ıslıklı okun mucidi olarak kabul edilir. Mete başa geçer geçmez O. Asya’da tozu dumana katar. Sınırlarını sürekli genişleterek Çin’in korkulu rüyası olur. Bölgesinde dize getiremediği tek bir güç olmaz. İÖ 174’te öldüğünde imparatorluğunun sınırları 18 milyon metrekaredir.

İÖ 46’ya kadar varlık gösteren imparatorluk, bu tarihten sonra Doğu Hunlar ve Batı Hunlar olmak üzere bölünür. Batı Hunlar bölünmeden 10 yıl sonra yıkılır. D. Hunlar ise İS 48’e Kuzey Hunlar ve Güney Hunlar olarak ayrılır. Güney Hunlar, Çin’e inerek Wei Hanedanlığını (309-439) kurar ve 200 yıl Çin’e hükmeder. Kuzey Hunlar ise İran’a inerek Akhun devletini kurar. İçlerinden ayrılan bir başka Hun kolu Avrupa’ya doğru hareket ederek Kavimler Göçü’nü (375) gerçekleştirir.

İSKİTLER

O. Asya’dan Karadeniz’e inen İskitler ve Sarmatlar akraba boydur. Mısır, Suriye, Trakya, Mezopotamya ve Urartu’ya akınlar yaptılar. İÖ 514’te çete savaşıyla Darius’un ‘’yenilmez kral’’ unvanını elinden aldılar. Savaşçı konfederasyonlar olarak bir arada yaşadılar. İÖ 300’lerde İskit Krallığını kurarak en parlak devirlerini yaşadılar. İÖ 200’lerde krallıkları ikiye ayrılır. Kırım ve Dobruca Krallıkları.. İÖ 100’den sonra Anadolu’daki yerleşimlere akınlar yaparlar. İS 375’te Kavimler Göçü sırasında Hunların itişiyle Kafkaslara doğru kayarak etnik özelliklerini kaybederler. İran ve Yunan kaynakları İskitleri Ari ırk olarak anlatır.
Dünyanın en eski halısı olan Pazırık Halısı İskitlerden kalmadır. Leningrad Hermitage Muzesi’nde sergilenmektedir. Altay dağlarında yapılan çalışmalar sırasında bulunan halı, 1,9-2 m. boyutlarında ve 2 mm kalınlığındadır. Pazırık Halısı İÖ 5. yüzyıla tarihlenir.

İÖ 1000-0 TARİH ARALIĞINDA ANADOLU I

LİDYALILAR

Anadolu’nun batısında Gediz ve Menderes ırmakları arasında kalan bölgeye Antik çağda Lidya, bu topraklarda oturanlara Lidyalılar denilir. Ari ırka mensup olan Lidyalılar önce Hititlerin ardından Friglerin hakimiyetini görür. Lyd alfabesi Yunanca’ya benzer. Herodot tarihinde Yunanlılarla benzer olan yaşam biçimlerinden de söz edilir. İÖ 687’de Frigler’in yıkılmasıyla bağımsızlıklarını kazanırlar. Lidyalıların başkenti, dönemin en büyük ve zengin kentlerinden olan Salihli yakınlarındaki Sardes (Sard)’dır. Altın ve gümüşü para yapımında ilk kullanılan Lidyalılar en parlak dönemi Krezus dönemi olur. Krezus İÖ 546’da Pers Kralı Kyros’a yenilince devletleri yıkılır. Krezus’un hazinesi 1960’da Güre’de bulunduktan sonra ortadan kaybolur, 1985’de Newyork Metropolitan Müzesi’nde ortaya çıkar. Türkiye’ye getirilen eserler Uşak Arkeoloji Müzesi’nde sergilenmektedir.

FRİGLER

Frigya, Sakarya Irmağı ile Büyük Menderes’in yukarı çığırları arasında kalan bölgeye antik çağda verilen isimdir. İÖ 1200’lerde Trakya ve boğazlar üzerinden Anadolu’ya gelen Frigler İÖ 800’den sonra Orta Anadolu’ya yerleşerek bölgeye isimlerini verdiler. Gordion kentini başkent edinen Friglerin ilk kralı Gordios’tur. İÖ 9.-8. yüzyıllardaO. Anadolu’da yaşayan Frigler, Hitit topraklarının neredeyse tümünü ele geçirdiler. Gordios, Anadolu topraklarına giren Asur İmparatorluğu ile mücadele eder, ancak oğlu kral Midas Asurlular ile anlaşma yolunu seçer. İÖ 676’da Frig toprakları Lidyalıların topraklarına dahil olur.

URARTULAR

D. Anadolu’da devletleşen Ari ırka mensup olan Urartuların en parlak dönemleri İÖ 8.-7. yüzyıllardır. Urartuların başkenti Tuşpa (Van)’dır. İÖ 730’larda Asur İmparatorluğu’nun güçlenmesiyle Urartu Devleti toprak kaybetmeye başlar. İÖ 605’te sürekli savunmada oldukları Asur İmparatorluğu yıkılır ancak İran’dan gelen Medler ve kuzeyden gelen İskitler ile mücadele etmek zorunda kalır. İran’da İÖ 500’lerden sonra büyük güç haline gelecek olan Persler; siyasi, kültürel ve sanatsal alanda Urartulardan etkilenir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s