NİSAN


EŞ ZAMANLI TARİH OKUMALARI I
İÖ 1000-0 TARİH ARALIĞINDA AVRUPA IV

ROMA UYGARLIĞI

İÖ 753-509 Roma Krallık Dönemi

İÖ 509-27 Roma Cumhuriyet Dönemi

İÖ 27-395 Roma İmparatorluğu Dönemi

395-476 Batı Roma İmparatorluğu

395-1453 Doğu Roma İmparatorluğu

İÖ 753-509 ROMA KRALLIK DÖNEMİ

Romalılar tarihlerinin başlangıcını Romus Remulus efsanesi ile anlatır. Romalılar dışında Avrupa’nın yerli halkları Keltler ve Avrupa’da İÖ 3. yy’a kadar varlık gösteren Etrüksler bulunur.

En geniş tarihi ile Roma’nın tarihi İÖ 753’te Roma kentinin kurulmasıyla başlar. Roma İmparatorluğu’nun 1453’teki nihai yıkılışına kadar 2206 yıl devam eder.

İÖ 753-509 aralığında varlık gösteren krallık döneminde baskın kültür Etrüsklerdir. Bu dönemde yedi tepe üzerine inşa edilen Roma kenti ile bir Etrüsk kenti olarak kurulan Pompei Avrupa’nın en önemli kentleri olur. Krallık döneminin bitişiyle Etrüksler zamanla Romalılar içinde erimeye başlar.

Roma’da krallık devrinden beri üç krallık organı vardır: Kral, senato ve halk meclisi. Krallığın babadan oğula geçmediği Roma’da krallar , genslerin şefleri ve Roma halkı tarafından seçilirdi. Senato ise genslerin şefleri olan patriciler tarafından kuruludur. Senatör ya da patres (babalar) de denilir. Halk meclisinde ise Roma meclisinde toplanan halk toplanır. Pleblerin ise oy hakkı yoktur. Etrüsklerin krallık düzenine muhalefet eden patriciler olur, toplum üzerindeki yoğun baskılarıyla Etrüsk kralları kovarlar.

İÖ 509-27 ROMA CUMHURIYET DÖNEMİ

‘’12 Levha Kanunu’’8İÖ 451-449), Kartaca ile yapılan ‘’Pön Savaşları’’ (İÖ 264-146), İÖ 130’a gelindiğinde altısı Batı’da, üçü Doğu’da dokuz eyaletinin olması, köle ticaretinin karlılığı, ‘’Latifundialar’’ ile anılır.

Sosyal yapı olarak bakıldığında Şaşalı malikaneler ile fakirlerin yaşadığı sefil hayatın bir arada bulunduğu, tüm orta sınıfların ortadan kalktığı bir yapı görülür. Gladyatörlerin kanlı eğlencelere malzeme olduğu bu süreçte ‘’colosium’’lar inşa edilir.

İÖ 90’da sosyal bir patlama yaşanır. ‘’İtalia’’ adında gizli bir konfederasyon kurulur. Spartacus’un (İÖ 109-71) başını çektiği ayaklanma Roma Cumhuriyeti’ni tahmin edilenin ötesinde yorar. 19 yıllık mücadele sürecinin ardından İÖ 71’de Spartacus ve arkadaşları yenilir. 6000 kişi öldürülür, esir alınanlar ise çarmıha gerilir.

Cumhuriyet sürecinde kurulan Crassus, Pompeius (İÖ 106-48) ve Ceaser’dan (İÖ 115-53) kurulan üçlü yönetim uzun ömürlü olmaz. Crassus Partlar ile yaptığı savaşta ölür. Pompeius ise Ceaser ile yaptığı savaşı kaybeder, Mısır’a sığınır. Ceaser’ın Mısır’a gelişiyle kafası Ceaser’a sunulur.  Ceaser Roma Cumhuriyeti’nin başındaki yegane kişi olarak kalır.

Doğu’ya yaptığı seferler Ceaser’ı etkiler ve Roma’nın da monarşi olarak daim olabileceği inancı içinde kendisini de imparator olarak görmeye başlar. Cumhuriyet yanlılarının tepkisini alan Ceaser İÖ 44’te Senato’da Brutus tarafından öldürülür. Octavius ve Marcus Antonius’un kurduğu ikili yönetimde uzun ömürlü olmayacaktır. İÖ 31’de yaptıkları Actium savaşında Marcus Antonius ölünce Octavius kendisini ‘’Augustus’’ ilan eder ve İÖ 27 yılı itibariyle Roma Cumhuriyeti bir imparatorluğa dönüşür.


EŞ ZAMANLI TARİH OKUMALARI I
İÖ 1000-0 TARİH ARALIĞINDA AVRUPA III

HELENİSTİK DÖNEM

İskender’in ölümünden sonra imparatorluğu parçalanmıştır (İÖ 323). İskender’in sahibi olduğu topraklarda üç ayrı imparatorluk ve iki krallık kurulmuştur.

Ptoleme İmparatorluğu (İÖ 321-30)

Selefki İmparatorluğu (İÖ 323-63)

Antigonus İmparatorluğu (İÖ 297-148)

Bergama Krallığı (İÖ 241-133)

Bactra Krallığı (İÖ 256-125)

Dünyanın Antik Yedi Harikası

Keops Piramidi (İÖ 2500)

Babil’in Asma Bahçeleri (Nabukadnezar 630-561)

Olympia’da Zeus Heykeli (İÖ 450)

Artemis Tapınağı (İÖ 550)

Halikarnas Mozolesi (İÖ 355-353)

Rodos Heykeli (İÖ 305)

İskenderiye Feneri İÖ (285-246)

Yeni Yedi Harika..

1. Ürdün’deki Petra Antik Kenti
2. Çin Seddi
3. Brezilya’daki Kurtarıcı İsa Heykeli
4. Peru’daki Machu Picchu Antik Kenti
5. Meksika’daki Chichen Itza Piramidi
6. İtalya’nın Roma kentindeki Kolezyum
7. Hindistan’daki Tac Mahal anıtmezarı


EŞ ZAMANLI TARİH OKUMALARI I
İÖ 1000-0 TARİH ARALIĞINDA AVRUPA II

HELENİSTİK DÖNEM VE BÜYÜK İSKENDER

Büyük İskender (İÖ 356-323)

Makedonya’nın Pella kasabasında doğar. Makedonyalı kral II. Philliphos ve Epiros Kraliçesi Olympias’ın oğludur. Özel öğretmenler tarafından yetiştirilen İskender üç yıl da Aristoteles’ten (İÖ 384-322) dil, edebiyat, siyaset ve felsefe dersleri alır. Kısa sürede Yunan site devletlerine boyun eğdiren İskender’in düşüncesi son iki yüz yıldır Yunanlıların üzerine çökmüş olan Pers İmparatorluğu’na kafa tutmaktır.

Bu sefer hayatının seferidir ve gerekli hazırlıkların tamamlanmasıyla İÖ 334’te yola çıkılır. Anadolu’da yaptığı savaşların ardından Mısır’a inen İskender büyük bir direnişle karşılaşmaksızın toprakları teslim alır. Mısır son 200 yıldır Pers İmparatorluğu’nun satraplığıdır. Perslerin Mısır hakimiyetine son veren İskender, Persler gibi, değerlere saygılı davranır ve Mısır tapınaklarından birinde ayine katılır. Kurduğu 16 İskenderiye kentinden birini Mısır’da inşa eder. İÖ 331’de Suriye’ye oradan da Ninova’ya gider. Pers İmparatoru Dara onunla karşılaşmak istemez. İskender güneye inerek ünlü Babil kentini alır. Zagros dağlarını aşarak İran topraklarına girer. Önce Persopolis’e giren İskender ardından İÖ 330’da başkent Ekbatana’yı alır.

Makedonya’dan yola çıkarak aldığı tüm toprakların yönetim merkezi olarak İran’ı belirler ve Yunan ile Pers sistemlerini buluşturduğu eklektik bir sistem kurar. Yönünü Afganistan ve Maveraünnehir bölgesine çevirir. Baktrian prensesi Roxane ile evlenir. İÖ 327’de Hindistan’a giren İskender İÖ 325’te askerlerinin yorgunluğu, coğrafyanın farklılığı ve şaşırtıcı özelliklere sahip olması nedeniyle geri dönüş kararı alır. İÖ 324’te tekrar Susa’dadır. Persli prenses Barsine ile evlenerek askerlerini de teşvik eder. 10.000 Yunanlı askerin 10.000 doğulu kadınla evlendirildiği toplu düğünler tarihe ‘’Susa Düğünleri’’ olarak geçer. İskender dinamik ve kozmopolit bir ırk yaratmak düşüncesindedir.

İskender yeni deniz seferleri planlamak, yeni sulama kanalları açtırmak ve yeni kentler inşa ettirmek için Babil’e geçer. Ancak içkili bir eğlencenin ardından ateşli bir hastalığa yakalanarak on gün içinde ölür. İskender’in kısa zamana sığdırdığı göz kamaştıran zaferleri kendinden sonra gelen devlet adamlarına model olur ve İskender pek çok coğrafya da efsaneleştirilir. Özellikle İslam coğrafyasında yaptığı zaferlerin ancak manevi bir güçle başarılabileceğinden hareketle İsrailoğullarına tebliğde bulunan Zülkarneyn peygamber ile özdeşleştirilir.

İskender’in ölümünden sonra imparatorluğu üç komutanı arasında paylaşılır. İmparatorluğu’nun toprakları üzerinde üç ayrı imparatorluk ve iki krallık kurulur.


EŞ ZAMANLI TARİH OKUMALARI I
İÖ 1000-0 TARİH ARALIĞINDA AVRUPA-YUNANİSTAN II

YUNAN FELSEFESİ

Felsefe kelimesi ‘’phileo’’ (sevgi) ve ‘’sophia’’ (bilgi ya da bilmek) kelimelerinin bir araya gelmesinden oluşur. Bilgi arayışı, bilgiyi sevmek, hikmet arayışı ya da bilgelik sevgisi olarak tanımlanabilen düşünce bilimidir.

Doğa Filozofları

Yunanlılar ilk yaradılıştan ya da yoktan varolmadan çok varolanların sürekli içinde bulundukları değişim ve dönüşüm ile ilgilenirler. Tüm filozofların hemfikir olduğu düşünce tüm değişim ve dönüşümlerin ardında mutlaka bir öz olması gerekliliğidir. Her şeyin ondan gelip ona döndüğü ‘’bir şey’’ olmalıydı. Kendilerine sunulan mitler onları tatmin etmiyordu. Sorular sormaya başladılar. Gökyüzünde olan biteni, şimşeği ve gök gürültüsünü Gök Tanrı Zeus ile açıklayamazlardı. Bu nedenle felsefe kendisini dinden bağımsız kıldı.

Tanıdığımız ilk filozof Anadolu’da İonya bölgesinde, Miletos denilen antik dönemin önemli kentlerinden birinde yaşar. Thales; yaptığı yolculuklar, İÖ 585’de güneş tutulması olacağını haber vermesi, her şeyin özündeki ana maddenin ‘’su’’ olduğu görüşü ile anılır. Thales ‘’Her şey tanrılarla doludur’’ der.

Miletos’ta yaşayan bir başka filozof Anaksimandros (İÖ 610-546)’tur. Dünyanın yaradılışındaki öz ona göre ‘’sonsuzluk’’ ya da ‘’sonsuz bir şey’’dir. Sonsuzluk içinde birden fazla sayıda dünyaların olabileceğinden ve içinde yaşadığımızın sadece biri olduğundan söz eder.

Miletoslu üçüncü filozof ise Anaksimenes (İÖ 570-526)’dir. Ona göre yaradılışın özündeki ana madde ‘’hava’’ ya da ‘’uçucu bir şey’’ dir. Toprak, su ve ateşin özü hava ilk çıkış maddesi olarak kabul edilir. Hava Tanrı gücüyle doludur ve insana nefes yoluyla can verir. İlk kez ‘’ruh’’ kavramını Anaksimenes kullanır.

İonya’nın bir başka kenti Efesos’ta ise Heracleitos (İÖ 540-480) tur. ‘’Her şey akar’’ ve ‘’Aynı nehre iki kez girilmez’’ sözleri ile ünlüdür. Sürekli ve hiç bitmeyen değişime dikkat çeker. Yanı sıra hayat içindeki zıtlıkların önemine vurgu yapar. Hiç kış olmasa bahar geldiğini anlayamazdık der. ‘’Tanrı gündüz ve gece, yaz ve kış, savaş ve barış, açlık ve tokluktur’’ der. Ona göre Tanrı tüm evreni kapsayan şeydir.

Bir başka Yunanlı filozof Anaksagoras (İÖ 500-428) dır. Çıkışa öz bir madde yerleştirme gayreti içine girmez. Var olan her şey küçük bölünebilir şeylerden oluşmuştur ve tüm her bir parçada kendini gösterir der. Doğayı düzenleyen, insan, hayvan ve bitkileri yaratan bir çeşit güç olmalıdır. Bu gücü ‘’ruh’’ ya da ‘’akıl’’ (nous) sözcükleri ile tanımlar. 40 yaşlarında gittiği Atina’da tanrıtanımazlık ile suçlanır ve Atina’yı terk etmeye zorlanır.

Demokritos’a (İÖ 460-370) göre doğadaki her şey gözle görülemeyecek kadar küçük ve mutlak, hiçbir zaman değişmeyen yapı taşlarından oluşur. Bu en küçük parçaçıklara ‘’atom’’ adını verir. ‘’Atom’’, ‘’bölünemeyen şey’’ anlamına gelir. Doğal süreçlere müdahale eden birtakım güçlerin ya da ruhların olması gerektiğini düşünüyordu.

Pisagor (İÖ 580-500)’da diğerleri gibi İonyalıdır. Pisagor nihai gerçekliğin sayılar olduğuna inanır. Sabah yıldızı ile akşam yıldızının aynı yıldız olduğunu anlayan ilk kişidir. (Venüs gezegeni). Dünyanın güneş etrafında döndüğünü söylediğinde ise büyük tepki almıştır. Bir felsefe okulu kurmuştur. Matematiğin temel ders olduğu okulda astronomi, fizik, felsefe ve müzik eğitimi veriliyordu. Kadın ile erkeğin eşitliğini savunan Pisagor, arınma ayinleri düzenler, ruhun çeşitli mertebelere ulaşabilmesi için çeşitli yaşam kurallarına göre yaşaması gerekliliğini savunur. Görüşleri nedeniyle okulu ateşe verilir, öğrencileri ile birlikte alevler arasında ölür.

Sofistler

‘’Sofist’’ kelimesi etimolojik olarak sophos (bilge, becerikli, zeki) sözcüğünden türetilmiştir ve ‘’eğitim görmüş, uzman kişi’’ anlamında kullanılmıştır. İÖ 5. yy’da Atina’da doğa olaylarının dışında insanla ve insanın toplumdaki yeriyle ilgilenen bir grup filozof ortaya çıkar. Doğa olaylarının tümüyle çözülmesinin mümkün olmadığını savunurlar. Felsefe de bu görüşe ‘’Şüphecilik’’ denir. Demokrasi eğitimli insanı zorunlu kılıyordu. Özellikle de ‘’retorik’’ konuşma sanatı son derece önemliydi. Genellikle gezgin olan ve dersler veren sofistler bölgeden bölgeye değişen insan davranışlarını, siyaseti ve etiği inceler.

Sofistlerden Pratogoras (İÖ 481-420) Atina’da yaşamış, dinsizlikle suçlanmış ve kaçarken boğulmuştur. ‘’İnsan her şeyin ölçüsüdür’’ der ve felsefesinin merkezine insanı koyar. Tanrıların varlığının ya da yokluğunun bilinemeyeceğini savunduğundan ‘’agnostik’’ (bilinmezci) dir. İnsanın bilme yetisi sınırlıdır ve görülebilenin ardındaki hakikati kavrayamaz.

Sofistlerin toplumsal olayları dillendirdiği bu süreçte artık devletlerin savaşlarda aldıkları yenilgilerde tanrıların öç alması olarak açıklanmıyordu. Tarih bilimi de bu süreçte ortaya çıkmıştır. Tanınan iki büyük Yunanlı tarihçi Halikarnasoslu Herodot ve Tukidides’tir.

Herodot (İÖ 484-425) ‘’Herodot Tarihi’’ adlı eseri ile bilinir ve ‘’Tarihin Babası’’ olarak anılır. Persler ve Yunanlılar arasında gerçekleşen ‘’Med Savaşları’’ nı (İÖ 492-449) anlatır. Kitap Helenistik Dönem’de İskenderiyeli bir yayıncı tarafından dokuz kitap olarak yayınlanır. Yanlı olması, hataları ve intihalci olması hallerinden kritik edilir. Gerçekten de Heredot olayın tamamını bilmiyor ya da olan biçiminden sıkılıyorsa değişikliğe gitmekte bir sakınca görmüyordu.

Tukidides (İÖ 460-395) Sparta ve Atina arasında gerçekleşen İÖ 404 yılında sona eren 30 yıllık Pelepponnes Savaşı’nı kaleme almıştır. Tarihin anlamı ve amacı üzerinde durur, insanın tarih üzerindeki rolünü göz önünde bulundurur ve Heredot’un anlatım tarzından farklı bir tarih bakışı geliştirir.

Yunan dininde hastalıklar Tanrıların işleri arasındadır. Özellikle bulaşıcı hastalıklar tanrıların insanlara verdikleri cezalar olarak değerlendirilir. Tanrılara doğru biçimde yaklaşarak ve kurbanlar sunarak hastalıktan kurtulabileceklerine inanırlar.

Yunanlı filozoflar hastalık ya da sağlıklı olma hali üzerine de düşünceler ürettiler. Yunan tıp biliminin kurucusu İÖ 460’da Kos’ta doğan Hippokrates’tir. Ona göre doğal olan insanın sağlıklı olma halidir. İnsan aşırılıklardan kaçınırsa, dengeli ve uyumlu olursa hastalanmaz der. Ayrıca tıp ahlakının da belirleyicisi olmuştur.

Üç Büyük Filozof

Sokrates (İÖ 470-399) Yunan felsefesinin kurucularından biri olarak kabul edilir. Yaşamı ve ölümüyle sır dolu bir hayattır Sokrates. Öğretisini yazıya geçirememiştir. Öğrencisi Platon’un yazdıkları ile Sokrates’i biliriz. İÖ 399’da ‘’devletin (Atina) tanrılarını’’ tanımadığı için 500 kişilik jürinin çoğunluğu tarafından ölüme mahkum edilir. Bir kupa baldıran zehriyle hayatı sona erer.

Sokrates yadırgandı. Çünkü insanları sahip oldukları değerleri sorgulamaya, yapageldikleri gelenekler üzerinde düşünmeye zorladı. Hep sorular sordu ve insanlar kendilerini savunurken kendi kendilerine köşeye sıkıştıklarını fark etti. Filozof anlamadığı pek çok şey olduğunu kabul etme olgunluğunu gösteren kişidir. ‘’En bilge kişi bilmediğini bilen kişidir’’ ya da onun ifadesiyle ‘’bildiğim bir şey varsa o da hiçbir şey bilmediğimdir’’ der.

Sokrates baldıran zehrini içtiğinde öğrencisi Platon (İÖ 427-347) 29 yaşındaydı. Sokrates’in hazin ölümü onun felsefesinde derin izler oluşturdu. İlk şoku atlattıktan sonra ise hocasının öğretisini yazıya aktararak, insanlığın Sokrates’i tanımasını sağladı. En önce onun savunma konuşmasını yayınladı. Yunan destan kahramanı ‘’Akademos’’ adıyla anılan Atina yakınlarındaki bir koruluğa bir felsefe okulu kurdu. Okula ‘’akademia’’ adı verildi.

Platon ‘’idealar dünyası’’ denilen bir öğreti geliştirdi. Bozulan, değişen ve dönüşen tüm şeylerin tümü geçici idi. Sadece gerçek olanların idealarıydı. Bizim gözümüzün algıladığı ve bir yanılsama ile gerçek sandığımız bu dünyanın ardında asıl gerçek dünya ve algılar yani idealar dünyası vardır. Duyular ile algıladığımız her şey kesin olmayan, kişiden kişiye değişen davranışlara götürür. Ancak akılla kavrananlar, idealar mutlak ve evrenseldir. İdealar dünyasının farkına varabilmek ve bu dünyada gezinebilmek için ruhu serbest bırakmak gerekir. İnsanların çoğu bir ömür boyunca ideaların, duyular dünyasındaki görüntüleri ile aldanır ve farkına varamadan bu dünyadan gider. Platon’a göre bu dünyadaki görüntüler idealar dünyasındaki mutlak gerçeklerin gölgeleridir. Bu gölgelerle oyalanmak yerine insan ideaları yani mutlak gerçekliği keşfetmelidir.

Platon’un akademisinde yirmi yıl öğrenci olan Aristoteles (İÖ 384-322) Makedonyalıydı. Yunan filozoflarının en sonuncusunun ilgilendiği alan ‘’yaşayan doğa’’ oldu. Hayvan bedenlerini, bitkilerdeki işleyişi inceledi ve bir bilim dili oluşturdu. Pek çok bilim dalının da sistematiğini kurdu. Mantık ve botanik bilimin kurucusu olarak anılır.

İnsan bitkiler gibi büyür, hayvanlar gibi duygu taşır ve hareket eder. Ancak insan yanı sıra mantıklı düşünme yeteneğini taşır. Yani insan tanrısal akıldan bir nebze taşır. Alemdeki tüm hareketlerin ortaya çıkarıcısı ya da denetleyicisi olan güçten söz eder. Bu güce ‘’ilk devindirici’’ ya da ‘’tanrı’’ der. İnsanlarla kurduğumuz ilişkilerde ise ‘’altın orta’’yı tutturmaktan söz eder. Ne korkak, ne de çılgınca atılgan olmak.. Sadece cesur olmak gerekir.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s