ARALIK


500-1000 TARİH ARALIĞINDA ASYA
DERS NOTLARI

500-1000 TARİH ARALIĞINDA HİNDİSTAN

Harşa Hanedanlığı (606-647)

Çalukya Hanedanlığı (543-753)

Pallava Hanedanlığı (645-869)

Çola Hanedanlığı (848-1070)

Hindistan’ın güneyinde tüm bu gelişmeler yaşanırken 715’te Kuzey Hindistan’daki Sind bölgesi İslam fetihçileri tarafından alınır.

Adi Shankara (788-820)

Hinduizmin temel felsefesini oturtan felsefeci…Hinduizmin iki tanrısı Atman ve Brahman’ın ikiliğini kabul etmeyen Şankara son aşamada birbiriyle özdeşleşen tek bir tanrı inancından bahseder.Vedanta Vedaların sonu demektir ve tüm Vedanta okullarının temel kutsal metinleri Upanişadlardır.Upanişadlar insana kendi kendine yeter ve kendisini ‘’nihai gerçek’’ sanmasını ham bir hayal olduğunu açıklar.

500-1000 TARİH ARALIĞINDA ÇİN

İkinci İmparatorluk Dönemi (581-1126)

581-618 Sui Hanedanlığı (Büyük Kanal Projesi-1776 km)

618- 906 Tang Hanedanlığı (751 Talas Savaşı-Araplarla Çinliler arasındaki savaşta yenilen taraf Çin olunca Asya’nın Çinlileşme süreci durmuştur)

906-960  Beş Hanedanlık On İki Krallık Dönemi


500-1000 TARİH ARALIĞINDA ORTADOĞU
DERS NOTLARI

İS 500-1000 TARİH ARALIĞINDA İRAN

Dürzilik

Fatımî halifelerinden el-Hâkim (996-1021)’ın veziri Hamza b. Ali’nin kurduğu İslâm dışı bâtıl bir mezhep. Propagandacı (dâî) lerinden birisi olan Nuştekîn ed-Dürzî (ö.1019)’nin ismine izafetle anılan Dürzîlik, siyasi-itikadî bir mezheptir. Şiîliğin İsmailiye kolundan doğmuştur

Dürzilere göre Allah’ın bir gerçek ulûhiyeti (lahut) bir de beşerî tezahürü (nâsut) vardır. Allah kendisini beşer idrakine ancak bir insan şeklinde yani el-Hâkim şeklinde göstermiştir. Aksi halde insan Allah’ı gerçek ulûhiyetiyle tanımaya güç yetiremezdi.

Dürzîler Haçlı saferlerinde hristiyanlarla işbirliği yaparak müslümanlara karşı savaşmışlardır. Günümüzde Lübnan’ın dağlık bölgelerinde, Suriye, Filistin ve Ürdün’de yaşamaktadırlar.

Dönemin Önemli Kişileri: Hasan Sabbah, Firdevsi, İbn Sina, Feridüdin-i Attar, Ömer Hayyam


500-1000 TARİH ARALIĞINDA ORTADOĞU
DERS NOTLARI

İS 500-1000 TARİH ARALIĞINDA İRAN

Abbasi Devleti (750-1258) döneminde İran’da kurulan devletler..

Tahiriler (821-873)
Saffariler (866-879)
Samaniler (819-999)
Büheyviler (934-1055)

Şia-Şiilik

Hz. Peygamber’in vefatından sonra İmametin Hz. Ali ve evlatlarına ait bir hak olup, nass ve tayinle gerçekleşeceğini iddia eden, birbirlerinden farklı mezheplerin ortak adıdır. Şîa kelimesi Arapcada şe-ye-a kökünden fırka, bölük, taraftar, yardımcı, bir kimseye uyan ve yardımcı olan manalarına gelen bir kelimedir.

Hz. Ali’nin taraftarları biçiminde yerleşen ifade 681’de yaşanan Kerbela olayı ile terim olarak kullanılmaya başlanmış, Emevilere karşı Hz. Hüseyin’in intikamını almak isteyenlerin adı olmuştur.684’deortaya çıkan Tevvâbin hareketi, Şîa’nın bir terim haline gelişinin ve İslâm içinde bir kitleleşme hareketinin başlamasının ilk belirtilerinden biri olarak kabul edilebilir.

Şia’nın bütün fırkalarında ilk ve ihtilafsız İmam Hz. Ali’dir. Onun ölümünden sonra imamet görevi oğulları Hasan ve Hüseyin’e intikal etti. Hüseyin’in iki oğlu Kerbela’dan sağ kurtulan Zeynel Abidin ve Muhammed Bakır siyasetten tamamen uzaklaşarak ilimle meşgul oldular ki Şia’nın 4. ve 5. imamları olarak kabul edilirler.

İslâm tarihinde, Hz. Hüseyin’in şehadetinden sonra Emevilere karşı, Ehl-i Beyt adına ilk defa ayaklanan Zeyd b. Zeynü’l-Abidin’dir. 740’da Kufe-Basra arasında gerçekleşen savaşta öldürülür. Zeyd’den sonra fikirlerini sürdüren oğlu Yahya (ö.743) ile Zeydîyye fırkası ortaya çıkmıştır.

6. imam Câ’fer-i Sâdık (ö. 148/765)’ın etrafında toplanan ve onun ictihadlarına göre amel eden müslümanların bağlı oldukları siyasi ve fıkhî mezhep ‘’caferiyye’’ olarak adlandırılır. İmâm Câ’fer, bütün Sünnîlerce,özellikle tasavvuf ehlince büyük bir velî olarak kabul edilir.

765 yılında, Ca’fer es-Sadık’ın ölümü üzerine, Cafer-i sadık’tan önce vefat etmesine rağmen oğlu İsmail’in taraftarları onun adına oğlu Muhammed b. İsmail’e bey’at ettiler. Böylece Şîa bünyesinde İsmailiyye adı ile anılan yeni bir fırka ortaya çıkmış oldu.

Ca’fer es-Sadık’tan sonra taraftarlarının ekseriyeti oğlu 7. imam olarak kabul edilen Musa el-Kâzım’a tabi oldular. Harun er-Reşid zamanında isyan edebileceği endişesiyle Medine’den Bağdad’a celbedilen Musa el-Kâzım uzun süre hapis hayatı yaşamıştır.

Musa el Kazım’ın 799 yılında ölümü üzerine imam olan Ali er-Rıza, Abbasi halifelerinden el-Me’mun tarafından Irak’a getirilerek veliaht tayin edilmiş daha sonra 818 yılında zehirlenmek suretiyle öldürülmüştür.

Bundan sonraki imamlar sırasıyla Muhammed et-Takî (ö. 835), Ali en-Nakî (ö. 868), Hasan el-Askerî (ö. 873) ve Muhammed el-Mehdi’dir.

Muhammed el Mehdi’nin Sâmarra’da bir mahzende kaybolduğuna, yeniden dünyaya gelip dünyayı ıslâh edeceğine inanılan bu imamla, imamların sayısı onikiye ulaştığı için Şîa’nın bu fırkası İsnaaşeriyye (onikiciler) diye anılır. Ayrıca imameti dinin en önemli rüknü saymaları hasebiyle İmamiyye, İmam Ca’fer es-Sadık’ın fıkhını uygulamaları sebebiyle de Caferiyye diye bilinirler.

İmamiyye bir fırka olarak 873 yılından sonra oluşmuştur. Bu bakımdan Zeydiyye ve İsmiliyye’den daha geç oluşmuş bir fırkadır. 12. imamın 873 – 940 yılına kadar süren gaybet devresinde Ebu Amr Osman b. Said, Ebu Cafer Muhammed, Hüseyin b. Ruh ve Ali b. Muhammed gibi sefirler aracılığıyla imamla irtibat kurulduğu için bu devreye küçük gaybet devresi denilir. 940 yılında son sefirin ölümü ile birlikte imamla irtibat kesildiği için günümüze kadar olan devre büyük gaybet devresi olarak adlandırılmaktadır.

İmamiyye Şîası gaybet-i kübra yani büyük gaybetin başlamasından itibaren İran’ın resmi mezhebi olduğu 16.yy’a kadar İslâm dünyasında güçlü bir varlık göstermemiştir. Şah İsmail devrinden itibaren İran’da camilerde ilk üç halifeye lânet edilmesi kararlaştırılmış, ezana ilaveler yapılmıştır.

18. yüzyıldan 20. yüzyıla kadar sağlanan bir devlet desteği olmadan kendi seyri içinde gelişme kaydeden İmamiyye şîasının temsilcileri olan ulema 1905-6 yıllarındaki anayasa faaliyetlerinde önemli rol oynamışlardır. Kaçar hanedanının 1925 yılında yıkılışından sonra İran’da idareyi ele geçiren Pehleviler devrinde ulema kısmî nüfuz
kaybına uğramıştır.

Uzun bir hazırlık döneminden sonra Şîa Ayetullah Humeynî’nin çabalarıyla 1979 yılından itibaren İran’da hakim kılınmış ve mezhebin prensipleri devletin yürütülmesinde esas olarak kabul edilmiş bulunmaktadır.

Günümüzde İslâm dünyasının muhtelif yerlerinde Şîa mevcudu kesin bir istatistik bulunmamasına rağmen %7 – %9 arasında tahmin edilmektedir.


500-1000 TARİH ARALIĞINDA ORTADOĞU
DERS NOTLARI

ABBASİ DEVLETİ (750-1258)

Abbasilerde İlim ve Kültür Hayatı

Fıkıh nedir?

Bilmek, anlamak, bir şeyin bütününe vakıf olmak. Fıkıh ilmi, hangi şartlarda Allah’ın hangi emrinin nasıl uygulanacağını inceler.

İslâm, geçmiş şeriatların büyük bir kısmını değiştirmiş, kaldırmıştır. Allah, melek, peygamberlik ve ahiret günü gibi inanç esaslarında ise, herhangi bir değişiklik olmamıştır. İşte, fıkıh, İslâm dini’nin amelî ve dünyevî yönünü ifade eder. Yirminci yüzyılda bu kelimelerin aktüel kullanımları ise, olumsuz bir ideolojik manaya tekâbül etmektedir. Ve gerek fıkıhçı, fukaha, gerekse şerîatçı terimlerinin
muhtevası kasıtlı olarak yanlış anlaşılmaktadır.

Amelde mezhepler

Hanefi
İMAM-I AZAM EBU HANİFE
El-Numân bin Sabit bin El-Numân Zuta (699-767)

Şafii
İMAM-I ŞAFİİ
Ebû Abdullah Muhammed b. İdrîs elKureşî el-Hâşimî el-Muttalibî b. Abbas b. Osman b. Şâfi'(767-819)

Hanbeli
İMAM-I HANBELİ
Ebû Abdillâh Ahmed b. Hanbel es-Şeybani(780-855)

Maliki
İMAM-I MALİKİ
Malik b. Enes b. Malik b. Ebi Amir el Asbahî (703-795)

Edille-i Şeriyye (hüküm çıkarmada baş vurulan esaslar)

1.Kitap
2.Sünnet
3.İcma-ı Ümmet (Ashab-ı Kiramın bir mesele hakkındaki sözbirliği)
4.Kıyas-ı Fukaha (hükmü verilmiş meselelere benzeterek bir başka
meseleyi hükme bağlamaktır

Hadis

Ortaçağda İslam ve Seyahat
Muhaddislerin hadis toplamak için seyahat etmeye başlaması
Medine’ye yapılan yolculuklar
1.Hadis naklederken kaynak belirtilmesi
2.Kesintisiz isnad silsilesi ile peygambere kadar bağlanması hükümleri getirildi.
9.YY sonu Çöllerden kütüphanelere…
MUHAMMAD İBN ISMAİL AL-BUKHARİ (810–870 AD)
Kutub-u Sitte
1.Hepsi hadis ilminin altın çağı olarak anılan H.3.yy’da yazılmıştır.
2.Sahih hadisleri ihtiva ederler.
3.Konularına göre tasnif edilmiştir.
Altı büyük hadis kitabının bir araya getirilmesiyle ‘’Kutub-u Sitte’’ oluşmuştur.

Fen Bilimleri

El-Razi (864-925)
Harezmi (780-850)
El-Kindi (801?-866?)
Farabi (870-950)
Biruni (973-1066?)
İbn Sina (980-1037)

Tasavvuf

HALLAC-I MANSUR (858-931)
BEYAZID-I BİSTAMİ (776-846)
RABİYETÜL ADEVİYE (714?-801)

Reklamlar

One thought on “ARALIK

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s