MAYIS


EŞ ZAMANLI TARİH OKUMALARI II
1000-1500 TARİH ARALIĞINDA AVRUPA

1000-1500 tarih aralığında Avrupa’da bulunan iki devlet:

Kutsal Roma Germen İmparatorluğu (962-1806)

Endülüs Emevi Devleti (750-1492)

1000-1500 tarih aralığında Doğu’nun hareketli halkları Türkler ve Moğollar, Batı’nın hareketli halkları ise Macarlar ve Vikinglerdi.  Bu halkların hareketliliği hem kendi tarihlerini hem de yerleşik olanların tarihlerini derinden etkiler.

Avrupa’da göze çarpan gelişmeler:

Getto: Avrupa’nın dört bir yanına dağılmış olan gettolar Yahudilerin etrafı duvarlarla çevrili yaşam alanlarıdır. Kafirler arasında oturmalarını yasaklayan inançları gereğince dışa kapalı bir sosyal yaşam tarzını benimseyen Yahudi toplumunun,  kentsel yaşam içindeki yerini gettolar belirler.

Dictatus papae (1075) ‘’Papanın üstünlüğü’’ Papa VII. Gregorius’un yayımladığı  27 maddelik metin Papa imparatoru azletme yetkisine sahip olur. Roma kilisesi hata yapmaz, yapmayacaktır. Buna karşı çıkan aforoz edilerek, engizisyonda yargılanır.

Hansa Birliği: Almanya’nın kuzeyindeki kentlerin ve yabancı ülkelerde yaşayan Alman gruplarının, karşılıklı çıkarlarını korumak amacıyla kurdukları ticari örgütlenme

Haçlı Seferleri (1096 -1298): 1095’te Fransa’da yapılan Clermont Konsili ile papa II. Urban (1042-1099) Kudüs’ün münafıkların elinden kurtarılması çağrısında bulunur.  Halklar ‘’tanrı böyle istiyor’’ diyerek ayaklanır. Kıyafetlerinin sırtlarına diktikleri haçlardan seferler adını alır. Avrupa’da 7 kuşak boyunca devam eden seferler 200 yıla yayılır.

I. Haçlı Seferi (1096-1099)

İznik-I. Kılıç Arslan (1079-1107)

1097 Edessa Kontluğu

1098 Antakya Kontluğu

1099 Kudüs Kontluğu

1100 Trablus Kontluğu

II. Haçlı Seferi (1147-1149)

Zengiler- Nurettin Zengi

Haçlılar Edessa’yı  kaybeder.

III. Haçlı Seferi (1187-1192)

Eyyubiler-Selahaddin Eyyubi

Haçlılar Kudüs’ü kaybeder.

IV. Haçlı Seferi (1200-1204)

Latin Krallığı’nın kurulması

Son 5 seferin tamamı başarısızlıkla sonuçlanır.

Hospitalier Şövalyeleri ya da St. Jean Şövalyeleri tarikatı (1099): Kudüs’te hastalanan haçlı askerlerinin bakımını üstlenmek üzere kurulur.  Hastanede tedavi gören Haçlı şövalyelerinin mallarını bağışlamaları sonucu zenginleşen tarikat sağlık hizmetinin yanı sıra Müslümanlar ile yapılan mücadeleye de etkin olarak iştirak eder.  Haçlı seferlerinin sona ermesi ve Kudüs’ün yeniden Müslümanların eline geçmesi ile tarikat Kıbrıs’a taşınır. 1309-1522 aralığında ise Rodos’u merkez edinen şövalyeler, 1530’dan sonra  Kutsal Roma Germen İmparatoru V. Karl’ın tarikata bağışı olan Malta Adasına yerleşir.  1798’de Malta adası Napolyon Bonapart’ın eline geçti. Tarikatın merkezi 1834’te Roma’ya taşındı.

University of Oxford (1167): Avrupa’nın ilk üniversitesi kurulur. İngiltere  Kralı II. Henry’nin kurduğu okul günümüzde de dünyanın en prestijli okullarından biridir.

Magna Carta (1215): İngiltere Kralı John tarafından imzalanır. Kralın bazı yetkilerinden feragat etmesini, kanunlara uygun davranmasını ve hukukun kralın arzu ve isteklerinden daha üstün olduğunu kabul etmesini zorunlu kılar. Avrupa tarihinin ilk anayasal belgesi olma önemine sahiptir.

Yüzyıl Savaşları (1337-1453): İngiltere kralı III. Edward’ın Fransa tahtında hak iddia etmesiyle 1337’de başlayan,  116 yıl sonra, 1453’te sona eren savaşlar dizisidir. Savaş sırasında Avrupa İngiltere ve Fransa’nın yanında olmak üzere ikiye ayrılır. Savaşın uzaması Avrupa ekonomisini felakete götürür. Açlık ve salgın hastalıklar başlar. 100 yılın sonunda Avrupa’nın nüfusu yarı yarıya azalır. Savaşın tartışmasız kahramanı ise Fransa adına bayrak açan ve manevi önderliğine inanılan Fransız Katolik azizesi  Jeanne D’Arc (1412-1431) olur. 19 yaşında İngilizler tarafından yakılarak öldürülmesinden beş yıl sonra azize ilan edilir.

Büyük Veba (1348): Çin ve Orta Asya’da başlayarak Avrupa’ya kadar yayılan dünyada 75 milyon insanın ölümüne sebep olan enfeksiyon Avrupa kıtasının sosyal yapısının bile değişmesine sebep olur.

Avrupa’da 1000-1500 tarih aralığında yaşayan önemli kişiler ise Dante Alighieri (1265-1321), Marco Polo (1254 – 1324), III. Vlad (Dracula-Kazıklı Voyvoda) (1431-1476).

Endülüs Emevi Devleti (1000-1500 aralığı)

Fetih (711-715)

Valiler Dönemi (715-756)

Emeviler Dönemi (756-1031)

Mülukü’t Tavaif Dönemi (1031-1090)

Murabıtlar Dönemi (1090-1147)

Muvahhidler Dönemi (1147-1238)

Gırnata Beni Ahmer Emirliği (1238-1492)

1469’da evlenen Kastilya kraliçesi İsabella ile Kral  Ferdinand’ın tasarladığı ‘’reconqista’’ (yeniden fetih) hareketinin başlatılmasıyla 1492’ye kadar ağır zulümlere maruz kalan Yahudiler ve Müslümanların Avrupa’dan kaçışları, geride kalanlara uygulanan vahşet Avrupa’da söz konusu 500 yılın sonuna tekabül eder. İspanya’dan kaçanların bir bölümü Fas’a giderken bir bölümü de I. Bayazıd (1481-1512) döneminde İstanbul’a kabul edilir. 1492’de büyük bir kıyımla tarihe karışan Endülüs Emevi Devleti bilime ve sanata yaptığı büyük katkılar ile anılır. ‘’Mudejar’’ uslubun izlendiği dönemden kalan yapılar günümüzde  İspanya ‘da en fazla ziyaret alan yapılar arasındadır. Kurtuba Camii ve El-Hamra Sarayı Endülüs döneminin iki muhteşem tanığı olarak varlıklarını korumaktadır.

Dönemin önemli kişileri ise İbn Rüşd (1126 – 1198), İbn Haldun (1332-1406), İbn Arabi (1165-1239).


EŞ ZAMANLI TARİH OKUMALARI II
1000-1500 TARİH ARALIĞINDA ANADOLU

DOĞU ROMA İMPARATORLUĞU

Komnenoslar Hanedanlığı (1081-1185)

Angelos Hanedanlığı (1185-1204)

Latin İmparatorluğu (1204-1261)

Palaiologoslar Hanedanlığı (1259-1453)

Bizans tarihi açısından bu 500 yıllık sürecin ilk büyük savaşı 1071 Malazgirt Savaşı’dır. Romanos Diogenes’in (1068-1071) ağır bir yenilgi aldığı savaş hem Anadolu’nun tarihi açısından son derece belirleyicidir.  Hanedanlığın el değiştirmesi  Alexios Komnenos (1081-1118)darbesi ile gerçekleşir ve Komnenoslar süreci başlar.

Selçuklular’ın Anadolu’nun bir kısmını ele geçirdiği, Peçeneklerin Balkanlar’ın büyük bir kısmında kontrolü ele geçirdiği, Normanların Adriyatik kıyılarında işgaller yaptığı bir dönemdir. Alexios Komnenos önce Normanlar ile savaşacaktır ve bunun için öncelikle onların baş düşmanı olan Venedik ile ittifak yapmaya karar verir. 1082 Venedik-Bizans Antlaşması ile donanma desteği vereceğine söz veren Venedik karşılığında, nakit para, vergilerden muaf olaral boğazlarda ticaret ve Haliç’te üç iskele ister. 1090’da Peçenekler ile işbirliği içinde olan -Kılıç Arslan’ın kayınpederi- Çaka Bey’in kuşatmasını savmakla uğraşır. 1096’da Haçlı Seferleri başlar…Alexios Komnenos’un  II. Urbanus’a yolladığı mektubun sonucu olarak Constantinopolis’e ulaşan yağmacı grup ile baş edilemeyeceği ortadadır. Onları Anadolu’ya yönlendirdi ve Ermeniler ile işbirliği yapmalarını öğütledi. 1098’de Antalya’da ilk bağımsız Haçlı Kontluğu kurulur. Anadolu Selçuklu Devleti ise merkezini İznik’ten Konya’ya çeker.

Alexios Komnenos döneminden sonra İoannes Komnenos (1118-1143) ve I.Manuel Komnenos (1143-1180) Bizans tahtına oturan isimler oldu. Süreç II. Haçlı seferine,Venedik ile ittifakın sonuna ve Türklerle yapılan Miryakefalon Savaşı’na (1176) sahne olur.  Andronikos Komnenos (1183-1185) hanedanlığın son üyesi olarak tahta oturur ancak 1185’te linç edilmesiyle Komnenoslar Hanedanlığı sona erer.

Angelos Hanedanlığı (1185-1204) ise IV. Haçlı seferleri sırasında gerçekleşen 1204 Latin istilası ile sona erer. IV. Haçlı seferinin amacından şaşmasında ve Constantinopolis’in yağmalanmasına dönüşmesinde papanın ve son dönemde Bizans İmparatorlarının sürekli avantajlar sağladığı Venediklilerin rolü büyüktür. Yağmalamanın sonunda Constantinopolis kurulan Latin Krallığı’nın başkenti olur.

Dağılan Bizans hanedanlıkları tarafından Trabzon Rum İmparatorluğu (1204-1561), Nikeaia İmparatorluğu (1205-1261), Epir Despotluğu (1204-1479) kurulur. 1261’de Constantinopolis’i alarak Latin Krallığı’na son veren hanedanlık Nikeaia İmparatorluğu’nu kuran Palaologos Hanedanlığı olur.

Mikhael Palaologos kentin yeniden inşası emrini verir. Bizans’ta hak iddia eden krallıkların ittifaklarına karşı Moğol ve Memlüklerle ittifak yapar. Oğlu II. Andronikos babası Mikhael’in başarılarını devam ettiremez. Venedikliler eski avantajlı dönemlerini yeniden sağlayarak, Haliç kıyılarına yerleşirken, Cenevizliler’de Galata’ya yerleşir. Bizans Vatikan ile ilişkilerini düzenlemeye çalışırken Türklerin kırsaldaki yayılışına fazla direnç gösteremez. Anadolu başta Osman Gazi’nin (1288-1326) Bitinya’da kurduğu beylik başta olmak üzere birçok bağımsız Türk beyliğine ev sahipliği yapar. Osmanoğulları 1302’de Bizans Devleti’ne karşı kazandıkları Bafeus (Koyunhisar) Savaşı ile devlet olarak kabul edilir.

V. İoannes Komnenos 9 yaşında tahta geçince komutanlardan Kantakuzenos kendisini VI. İoannes ilan ederek taç giyer ve eş imparator olur. Osmanlı Devleti ise Orhan Bey (1326-1362) ile Gelibolu’ya geçerken, I. Murat (1362-1389)ile Rumeli topraklarında büyük bir yayılım gösterir. I. Murat’ın üstünlüğünü kabul etmek zorunda kalan V. İoannes ihtiyaç halinde Osmanlı ordusuna her türlü yardımı yapmayı taahhüt eder.  Vatikan’ın desteğini almak içinse Katolik olmayı kabul eder.

1391’de II.Manuel Palaologos (1391-1425) tahta çıktığında Osmanlı Devleti’nin tahtında oturan isim I. Bayazıd’dır. (1389-1402). 1394’te Güzelcehisar’ı inşa ettirerek Constantinopolis’i 1391, 1395, 1396, 1400 tarihlerinde dört kez kuşatır. Osmanlı Devleti’nin Haçlılar ile yaptığı 1396 Niğbolu Savaşı Bizans’a nefes aldırmaz. Ancak Timur’la yaptıkları  1402 Ankara Savaşı ile Osmanlı Devleti 11 yıllık Fetret Devri’ne girince Bizans uzun bir soluk alır.

1413’te Fetret Devri sona erdiğinde Osmanlı tahtındaki isim I. Mehmet’tir. (1413-1421). II. Murat döneminde (1421-1451) ile Haçlılar ile yapılan 1444 Varna Savaşı ve 1448 II. Kosova Savaşı Bizans’ın istediği gibi sonuçlanmaz. 1451’de vefat eden II. Murat’ın yerine oğlu II. Mehmet (1451-14819 tahta geçer ve 1452’de Boğazkesen Hisarı’nı inşa ettirerek 1453’te kara surları tarafına karargahını kurar. XI. Contantinos Palailogos sonuna kadar mücadele eder. II. Mehmet’in kenti alması ile Doğu Roma İmparatorluğu (395-1453) süreci sona erer.


EŞ ZAMANLI TARİH OKUMALARI II
1000-1500 TARİH ARALIĞINDA ORTA ASYA III

TİMUR İMPARATORLUĞU (1370-1507)

Çağatay hanlığı içinde Türkleşmiş Moğol kavmi Barlasların başı olan Timur (1370–1405) 25 yaşında içteki karışıklıklardan istifade ederek ayaklandı. 1370’de Belh kentinde altın tacı taktı. Ne Cengiz kanunlarından taviz verecekti ne de İslam karşısındaki tutumundan..

‘’Büyük Emir’’ ya da ‘’Aksak Timur’’ olarak da anılır ve aynı Cengiz Han (1206-1227) gibi yenilmez hükümdar unvanını kazanır. Maveraünnehir, Harezm, Moğolistan, İran, Mezopotamya, Ermenistan, Kafkasya ve D. Anadolu’yu 24 yılda kendi ülkesi haline getirir. Bürokrasisini İranlı ve Selçuklu seçkinleri üzerine inşa eder. 15 yıl boyunca Delhi Sultanlığı’nın (1206-1527) başkenti Delhi’yi işgal ederek, halkına son derece acımasızca davranır.

Anadolu yönünde sınırlarını genişletmeye devam eder ve Malatya’yı almasıyla Memlük Devleti (1250-1517) ile sınır olur. Suriye’ye inen Timur tozu dumana katar. İslam uygarlığının en eski camilerinden Şam Emeviye Camii (705-715) kısmen yanar. Timur geldiği gibi geri dönünce bir sure sonra Suriye’ye yine Memlükler hakim olur. Suriye seferinde İbn Haldun ile tanışan Timur ona duyduğu hayranlığı dile getirir ve onu sarayına davet eder.

Osmanoğulları ise kuruluş dönemlerini yaşamaktadır. Timur 1402’de Anadolu’ya girer ve I. Bayazıd’a (1389-1402)bir çağrı yapar. Hükümdarlığımı kabul et der Timur zira ‘’iki efendi paylaştığı sürece dünyanın bir değeri yoktur’’. Bayazıd çağrıya olumlu cevap vermeyince 1402 Ankara Savaşı gerçekleşir. I. Bayazıd sonuna kadar savaşır ve Timur’a esir düşer. Bir süre sonra vefat eden I. Bayazıd’ın oğulları Süleyman Çelebi, Musa Çelebi, İsa Çelebi ve Mehmet Çelebi ayrı ayrı bölgelerin idaresini üstlenirken Şehzade Mustafa, Timur tarafından Semerkand’a götürülür. Osmanlı Devleti tarihinde Fetret Dönemi (1402-1413) denilen ağır bir süreç başlar. Anadolu Beylikleri savaşta Timur’a destek verir ve bu süreçte de bir çoğu yeniden bağımsızlığını ilan eder.

Timur sınırlarına kattığı kentlerde zaman zaman esirlerin derisini yüzdürmek ya da kurukafadan piramit yapmak gibi sert tavırlarıyla anılmasının yanı sıra sınırları içindeki halklara sağladığı refah ve güvenlik düzeyi, halkı arasında kimsenin dilenmemesi gerekliliği ilkesini benimsemesiyle de bilinir. Şaman geleneklerinin bir kısmını sürdürmekle birlikte İslam’ın neferi olma durumunu da sonuna kadar devam ettirir.

Timur’un en büyük eseri Semerkand’dır. Dönemin ünlü bilim adamlarını ve sanatkarlarını ağırladığı sarayının yanı sıra kültürel düzey anlamında gelişkin bir seçkin kitle oluşturur. Tüm kutlamaları, bayramları halk ile paylaşır ve hediyeler dağıtılır. Timur İmparatorluğu yaşayan çeşitli halklar, konuşulan farklı diller ve inanılan dinlerin bir arada yaşabilmesiyle çok renkli bir görünüme sahiptir. Bu dönem genellikle ‘’Timur Rönesansı’’ olarak anılır.

Museviler genellikle ticaretle meşguldur. Hristiyanlar için kiliseler inşa edilir. Budistler kendi ayinleriyle ibadet eder. Müslüman arasında ise en yaygın tarikat B. Nakşibend’in (1317-1389) kurduğu Nakşibendiyye tarikatıdır. 14. Yüzyıl itibariyle Harezm’de Halvetilik mezhebi de ortaya çıkar ve hızla yayılır.

Müzik, resim, edebiyat, hat sanatı ve mimari alanlarında son derece özel örneklerin verildiği Timurlular süresince Herat Okulu bir ekol olarak karşımıza çıkar.

Timur’un İmparatorluğu sırasında Türkleşen Moğollar İslamiyet içinde Oğuz boyları ile buluşurken, Oğuz boyları da bölgede kalıcı ve yerleşik kentli unsurlara dönüşmüştür.

200.000 kişilik ordusuyla Çin üzerine sefere giderken rahatsızlanan Timur 1405’de Otrar’da vefat eder.


EŞ ZAMANLI TARİH OKUMALARI II
1000-1500 TARİH ARALIĞINDA ORTA ASYA II

KUBİLAY DEVLETİ (YUAN HANEDANLIĞI) (1271-1368)

1259’da Möngke’nin ölümüyle başlayan taht kavgalarının sonucunda Çin İmparatorluğu (İÖ 221-1911) tahtını ele geçiren Kubilay’ın (1260-1271) kurduğu Moğol devletidir. Bu devlet Çin tarihi içinde Yuan Hanedanlığı olarak anılır. Fetret Devri olarak değerlendirilen bu dönemin 1368’de sona ermesiyle Çin tarihinde Üçüncü İmparatorluk Dönemi (1368-1911) başlar.


İLHANLILAR DEVLETİ (1256-1353)

Cengiz Han’ın torunlarından, Kubilay’ın da kardeşi olan Hülagu (1217-1265) Harzemşahlar Devleti’nin başkenti Urgenç’in ele geçirilmesi ve Celalettin Harzemşah’ın (1220-1231) yakalanması ile görevlendirilir, onu Hindistan’a kadar kovalayan Hülagu, Celalettin Harzemşah’ın 1231’de Diyarbakır’da yakalanarak öldürülmesinin ardından başkent Tebriz olmak üzere İran topraklarının idaresini üstlenir.
Celalettin Harzemşah’ın Anadolu’da yakalanmasının ardından bu topraklar üzerindeki yürüyüşünü sürdüren Hülagu, 1243 Kösedağ Savaşı’nda Anadolu Selçuklu Devleti (1077-1308) ile savaşır. 1240 Babai Ayaklanması’yla yıpranmış olan Selçuklu Devleti’nin kaybettiği bu savaş devletin giderek küçülmesi ve sonunda 1308’de yıkılması sonucunu doğurur.

Suriye ve Filistin bölgesinde ilerleyen Hülagu Baybars’ın idare ettiği Memlük Devleti (1250-1517) ile savaşarak bereketli Mısır topraklarını ve İslam’ın kutsal kentlerini ülkesine katmak ister. 1260 Ayn Calut Savaşı ile Memlükler tarafından durdurulan Hülagu bu topraklar üzerindeki tasarılarını gerçekleştiremez.

İlhanlılar Gazan Mahmut Han (1295-1304) zamanında Müslümanlığı kabul ettiler. Bu dönemde Nakşibendiyye Tarikatı’nın kurucusu olarak kabul edilen Bahaaddin Nakşibend’in (1318-1389) İlhanlı sarayında Gazan Han’ın yanında 12 yılını geçirdiği bilinir.

ÇAĞATAY HANLIĞI (1225–1370)

1259’da Möngke’nin (1251-1259) ölümüyle başlayan tahta kavgaları savaşa dönüşür. Devlete adını veren Çağatay, Cengiz’in (1206-1227) oğullarından bir Moğol prensidir. Babası Cengiz Han’ın seferlerine katılır. Harzemşahların başkenti Urgenç’in ele geçirilmesi ve Celalettin Harzemşah’ın (1220-1231) Hindistan’a kadar kovalanması ile görevlendirilir. Cengiz Han Maveraünnehir bölgesi ve Kaşgar topraklarını Çağatay’a bırakılır. Babasının ölümünün ardından 1229’da ‘’Büyük Han’’ ilan edilen kardeşi Ögeday’a (1229-1241) bağlı kalır. ‘’Yasak’’ı çok iyi bildiği için devlet teşkilatı içinde önemli bir konumda bulunur. Çağatay, Ögeday’dan kısa bir süre sonra 1241’de ölür. 1259’da Möngke’nin ölümüyle başlayan tahta kavgaları savaşa dönüşür. Çağatay’ın topraklarında da bu karmaşa da bağımsızlık ilan edilir ve devlete Çağatay’ın adı verilir.
1266 Mübarek Şah İslam’ı ilk kabul eden Çağatay Hanı olur. En parlak dönem Kebek Han (1318-1326) zamanında yaşanır. Moğollar kentler kurarak, bölgelerinin ticari üstünlüğünden istifa eder, İslamlaşır ve Türkleşirler. Çağatayca 19. Yüzyıla kadar kullanılır ve günümüzde yerini Özbekçe ve Uygurca’ya bırakır.

GOLDEN HORDE, ALTIN ORDA DEVLETİ (1242-1502)

Cengiz’in oğlu Cuci’nin oğulları Batuhan ve Orda kardeşler tarafından idare edilen devlet Karadeniz’in kuzeyi, Kırım, Türkmenistan, bir kısım Kazakistan ve Rusya toprağını kapsar. 1240’da Berke Han zamanında İslamiyet kabul edilir, başkent Sarayberke kurulur ve devlet Türkleşir. Bu bölgede yaşayan ve Türkçe konuşan tüm Müslümanlar doğal bir süreçle Tatar adıyla anılmaya başlar. 1263’te Bizans İmparatorluğu ile ticari anlaşmalar yapılır, Venedikli ve Cenevizli tüccarlara imtiyazlar verilir, Kırım bir ticaret merkezine dönüşür. Memlük Devleti (1250-1517) ve Delhi Sultanlığı (1206-1527) ile müttefik olan Berke Han İlhanlı Devleti ile savaşır. Ruslar da Berke Han’a bağlıdır ve efendileri olarak kabul ederler.

Altın Orda Devleti; Kazan Hanlığı, Kırım Hanlığı, Astrahan Hanlığı, Nogay Hanlığı, Sibir Hanlığı olarak ayrılır. Bu hanlıklar içinde ayakta kalan ve devletin devamı olan hanlık Kırım Hanlığı (1441-1783) olur. Altın Orda Devleti’nin dağılmasının ardından ortaya çıkan Moskova Knezliği bağımsız kalarak, ileride kurulacak olan Rus Çarlığı’nın (1547-1721) ilk nüvesi olur.

NOVGOROD KRALLIĞI (1136–1478)

Baltık Denizi ile Ural dağları arasında Novgorod kentinin merkez olduğu 12. ve 15. yüzyıllar arasında yaşayan Ortaçağ Rus devletidir. Hansa Birliği’nin en doğudaki limanı olarak zenginleşmiştir. 882 yılında Oleg başkenti Kiev’e taşıyana kadar Rusların başkenti olan Novgorod 1020’ye kadar Kiev Knezliği’nin parçası durumundadır. 12. yüzyıla kadar Kiev Knezliği tarafından atanan lokal idareciler tarafından idare edilirler. 1136’da Kiev Knezliği’nin atamalarını reddediyorlar.

Genellikle en büyük erkek çocuk olan Novgorod prensi büyük Kiev prensi olarak atanırdı. Novgorod efsanevi ve dinsel anlamı olan bir kenttir. Hıristiyanlık öncesi geleneği devam ettiren ancak en eski Slav kilisesine sahip olan kent Rus tarihi açısından önemlidir.

Ekonomileri tarım ve hayvancılığa dayanır. Arıcılık ve balıkçılık yapılır. Yanı sıra demir madeni çıkarılır. Kürk, balmumu, domuz yağı, balık, keteni diğer tüm Rus kentlerine ve bölge ülkelere ihraç eder.asıl zenginliğini kürk ticaretine borçludur. Kuzeybatı Avrupa ile Rus toprakları üzerinde önemli bir ticaret yolu üzerinde bulunan Novgorod aynı zamanda İpek Yolu’nun kuzeybatı ucunun en son noktasıdır.
Novgorodlu tüccarlar İsveç, Alman ve Danimarkalı tüccarlara ticaret yaparlar. 1220’de Novgorod Krallığı’nın başına Alexander Nevsky (1220-1263) geçer. İsveç, Alman ve Altın Orda Devletleri’nin saldırılarına direnen efsanevi Rus lideri olarak anılır. Özellikle de Ortodoksları Katolik yapmaya çalışan İngiliz ve Alman şövalyelerin katılımıyla oluşan Töton Şövalyelerine karşı savaşıyor. Rusların Ortodoks olarak kalmalarını sağlıyor. Kendi durumunu güçlendirmek için Moğollara bağlı bir vasal devlet olup olmadığı tartışmalıdır.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s