ŞUBAT


1000-1500 TARİH ARALIĞINDA ORTADOĞU IV
SELÇUKLULAR
DERS NOTLARI

MEVLEVİLİK

Mevlana tarikat silsilesinin piridir. Silsile tüm tarikatlarda olduğu gibi Hz. Ali’ye ulaştırılır. İlk tarikatlaşma harekeketlerini gerçekleştiren kişi, Selahaddin Zerkubi’den sonra postnişine oturan ve Mesnevi’nin de yazılması konusunda Mevlana’ya ısrarcı olan Hüsamettin Çelebi’dir. (ö. 1282) Ardıdan görevi Mevlana’nın oğlu Sultan Veled devralır. Anadolu’da dönem, Selçuklu sultanlarının dışında farklı Türkmen gruplarının bulunduğu yanı sıra Moğolların iktidar olduğu bir süreçtir. Sultan Veled Anadolu’da bulunan tüm siyasi otoritelerle ilişkilerini son derece başarılı bir biçimde düzenler ve vakfın gelirlerinin arttırılmasına da katkıda bulunarak, tekkeyi kurumsallaştıran bir anlamda ”Mevlevilik”i kuran kişi olur. Yetiştirdiği talebeleri Anadolu’nun dört bir köşesine göndererek yeni zaviyeler kurulmasına ve Mevleviliğin Anadolu’ya yayılmasına büyük katkı yapar.

Sultan Veled oğlu Ulu Arif Çelebi’ye postu devredince Mevlevilik ‘’çelebi’’ unvanıyla anılan Mevlana soyuna mensup şeyhler tarafından temsil edilmeye başlanır. Bu dönemde Konya Mevlana Dergahı ve Çelebilik makamı Mevleviyye tarikatının idari merkezi konumuna getirilir.

Osmanlı Devleti sürecinde II. Bayezıd (1481-1512) döneminde Anadolu’da asayiş ve huzurun sağlanması yolunda eşraf ailelerden ve zaviyelerden istifade edilir. Ardından Mevleviliğe dönük düzenlemelerle imparatorluk kurumu statüsüne yükseltilir, saraydan düzenli nakdi yardım alır ve vergi muafiyetine sahip olur.

Yavuz Sultan Selim (1512-1520) ve Kanuni Sultan Süleyman (1520-1546) dönemlerinde İran’da varlık gösteren Safevi devletinin Anadolu’daki Şii propogandalarına karşılık olarak Mevlevilik ve Bektaşilik hep bir dengede tutulmaya çalışılır. Sultan Süleyman döneminde 1533’de İstanbul’da ilk Mevlevi tekkesi kurulur; Galata Mevlevihanesi..

IV. Mehmet (1648-1684) döneminde 18 yıl kadar sema yasaklanmış, muhtelif noktalarda bulunan bazı tekkeler de kapatılır. 18. ve 19. yüzyıllarda kişisel çabalarla Mevlevi tekkeleri onarılır. I. Dünya Savaşı’ nda (1914-1918) sosyal yardımlaşma merkezleri olarak hizmet verir. 1925’te tekkenin merkezi Konya’dan Halep’e taşınır. Mehmet Bakır Çelebi, Suriye ile Türkiye Cumhuriyeti arasında sorun olan ”Hatay Meselesi”nde Türkiye’nin lehine faaliyet göstermeye başlayınca Suriyeli yetkililerce sınır dışı edilir ve yerine kardeşi velayet eder. 1944’de Suriye hükümeti Mevlevilik kurumunu ve çelebilik makamını ortadan kaldırır. Türkiye Cumhuriyeti’nde tekke ve zaviyelerin kanunla kapatılmalarına rağmen Hacı Bektaşi Veli ve Mevlana türbeleri 1926’da çıkarılan bir kanunla müze olarak ziyarete açılır.

ABDÜLKADİR GEYLANİ (1165-1077)

Hazar denizinin güneyinde Gilan eyaletinde doğar. Küçük yaşta babasını kaybettiği için dedesi tarafından yetiştirilir. Eğitim için 18 yaşında Bağdat’a gider (1095). Medresede dersler vererek geçirdiği sürecin ardından 25 yıllık bir inziva dönemi yaşar ve Ebu Said el-Muharrimi’den şeyhlik hırkasını giyer. Tarikat silsilesi Cüneyd-i Bağdadi’ye ulaşır. Hac için gittiği Mekke’de bir çok sufiye şeyhlik hırkası giydirir. Dört evlilik yaptığı ve 27’si erkek olmak üzere 49 çocuğu olduğu bilinir. Geylani’nin tasavvufu, şeriata ve dinin zahiri hükümlerine titizlikle bağlı kalma esasına dayanır.

Bir zahidin derununda görülecek zahiri haller dini ölçülerin dışına taşmamalıdır. ‘’Uyun, uydurmayın; itaat edin, muhalefet etmeyin’’ sözü Geylani’nin en bilinen düsturlarındandır.Gazali tarafından ortaya konulan ve hatları çizilen Sünni tasavvuf anlayışı Geylani ile çok geniş halk kitleleri ile buluşmuştur.

En bilinen eseri Fütuhu’l Gayb’tır.

KADİRİLİK

Tarikat olma özelliği kazanan ilk tasavvufi oluşumlar 12. yy’da ortaya çıkar. Kadirilik İslam dünyasının ilk ve en yaygın tarikatıdır. Kurumsallaşması neredeyse Geylani’ye kadar indilebilir. Bağdat’ın Moğollar tarafından istilası sırasında Kadiri tekkesi de yıkılır ve müritlerden hayatta kalabilenler dört bir tarafa dağılır.

Tarikatın Anadolu’ya gelişi 15. yüzyılda Hacı Bayram Veli’nin müritlerinden Eşrefoğlu Rumi tarafından sağlanır.İstanbul Tophane’de açılan Kadiri tekkesi Anadolu’da bulunan tüm Kadiri tekkelerinin merkezi olur. Bağdat’ta yarı metruk durumda bulunan tekkenin ihya edilmesi ve genişletilmesi ise Mimar Sinan (1489-1588) eliyle Kanuni Sultan Süleyman (1520-1546) döneminde gerçekleşir.

BAHAEDDİN NAKŞİBEND (1318-1389)

Buhara doğumludur. Henüz üç günlük bebekken dedesinin müritlerinden Semmasi tarafından evlat edinilir. Semmasi’nin yanında bulunan Emir Külal tarafından yetiştirilir. Gördüğü bir rüya ile 1220’de vefat etmiş olan Abdülhalik-i Gucdüvani’nin ruhaniyetine intisap etti ve Üveysi lakabını alır. Emir Külal’ın zikir halkasından ayrılarak hafi zikre yönelir.

12 yıl Halil Ata’da denilen Çağatay Hanlığı’nda hüküm süren Gazan Han’ın yanında kalır. Sonra doğduğu yere dönerek müritlerini yetiştirmeye başlar. İki sefer hacca gider ve doğduğu köyde vefat eder.

Hafi zikre önem verir ve sema ile halveti manevi gelişim yolları arasına yerleştirmez. Bir tarikat silsilesine bağlanmanın kendi başına bir şey ifade etmeyeceğini söyleyen Bahaeddin Nakşibend kerametlerinde fazla bir değer taşımadığı kanaatindedir. Belli bir giyim tarzından kaçınır, sürekli tekkede oturmayı sevmez ve geleneksel sufiliğin pek çok yönünü kabul etmez. Vefatının üzerinden sadece üç nesil geçtiğinde Nakşibendilik’in tüm Orta Asya’ta ve özellikle de Türkler arasında yayıldığı görülür.

NAKŞİBENDİLİK

Kadiriyye’den sonra ki en yaygın tarikattır. Özelikle Orta Asya’da yayılım gösteren tarikat, başta Yeseviyye ve Kübreviyye olmak üzere pek çok tarikatın yerini alır. Orta Asya’nın dışında, Arap Yarımadası ve K. Afrika hariç, çok geniş bir coğrafya da rağbet görür. Diğer bütün tarikatlar silsilelerini Hz. Ali’ye ulaştırırken sadece Nakşibendiyye’de silsile Hz. Ali’nin yanı sıra Hz. Ebu Bekir’e ulaşır.


1000-1500 TARİH ARALIĞINDA ORTADOĞU III
SELÇUKLULAR
DERS NOTLARI

II. Kılıç Arslan (1155-1192)

1176 Miryokefalon Savaşı Bizans İmparatoru Manuel Komnenos (1145-1185) ile yapılmıştır. Savaş Anadolu’nun Türkleşmesine yaptığı katkı anlamında önemlidir.Pek çok medrese ve kervansaray inşa ettiren II. Kılıç Arslan ölürken devletini 11 oğluna taksim etti.

II. Gısaseddin Keyhüsrev (1205-1211)

Karadeniz ve Akdeniz ticaretini Türklere açtı..Ülke topraklarının parçalı idaresi geleneğine son verdi..
1112’de Bizans İmparatorluğu ile savaş…

İzzettin Keykavus (1211-1220)

Sinop’un alınması, Kıbrıs ile anlaşma, Ermeni Krallığı’nın yenilmesi ve Suriye ticaret yolunun açılması…

I. Alaaddin Keykubat (1220-1237)

Anadolu Selçuklu Devleti’nin en parlak dönemi..Farsça, Rumca ve Arapça bilen Alaaddin Keykubat, Yüksek İslami İlimler ve astronomi okudu. Ermenilerin elindeki Kalonoros Kalesini aldı. Yeniden inşa edilen ve sağlam surlarla çevrilen şehre Sultan’ın ismine izafeten Alâiye (günümüzde Alanya) ismi verildi. Bahaeddin Veled ve sultanın döneminde ve çevresinde yetişen oğlu Mevlânâ Celaleddin-i Rumi ve yine onun döneminde yetişen Sadreddin Konevî Anadolu kültür hayatında büyük öneme kavuşmuşlardır. 1230 Yassıçemen Savaşı’nda Eyyubi Devleti ile işbirliği yaparak Harzemşahlar Devleti’ni ortadan kaldırmıştır. Ancak bu durum Selçuklular’ın Moğollar ile karşı karşıya kalmasına sebep olmuştur. Alaaddin Keykubat, 1237’de Kayseri’de verdiği bir ziyafette zehirlenmek suretiyle öldürüldü. Konya Alaeddin Camii ve Beyşehir Kubadabad Sarayları yaptırdığı en önemli eserlerdir

II. Gıyaseddin Keyhüsrev (1237-1246)

1240 Baba İshak Ayaklanması, 1243 Moğollarla yapılan Kösedağ Savaşı döneminin önemli olaylarıdır. Selçuklular gerileme dönemine girmiştir.

II. Gıyaseddin Keyhüsrev’in oğullarından II. İzzettin Keykavus yanındaki Türkmenler ile Bizans İmparatorluğu’na sığınmıştır. (1262). Ukrayna ile Romanya arasına yerleştirilen Türkler günümüzde Gagavuz Türkleri olarak anılmaktadır. Zaman içinde Hıristiyanlaşmışlardır.

II. Mesut (1302-1308)

Anadolu Selçuklu Devleti’nin son sultanıdır. 1302 Anadolu’da yeni bir devletin Osmanlı Devleti’nin kuruluş tarihidir.

HACI BEKTAŞ VELİ Ö. 1271

Döneminin kaynaklarında adına rastlanmaz. Hayatı ile ilgili bilgiler kısıtlı ve birbiri ile çelişen bilgilerdir. Vefai şeyhlerinden Baba İshak’ın müritlerindendir. Kendisine bağlı Bektaş oymağının varlığı bilinir. Kardeşi Menteş 1240’daki Baba İshak Ayaklanmasında öldürülmüştür. Kendisi ayaklanmaya katılmadığı halde tahkibata uğramış, saklanmak zorunda kalmıştır. Hıristiyan manastırlarında geçirdiği süreçte kendisini sevdirmiş ve Aziz Charalambos adını ona Hıristiyanlar takmıştır. Bektaş ancak 1250’lerden sonra Moğolların İlhanlı Devleti’nin Anadolu’ya hakim olmasından sonra ortaya çıkmıştır. Moğollar arasına müritlerini göndererek, Moğollaşan Anadolu’nun nüfusunun İslamlaşmasına katkıda bulunmuştur.

Makalat adlı eser kendisine adfedilir. Ölümünden sonra yerine geçen Balım Sultan zamanında Bektaş’ın yolunun esasları belirlenmiştir. 15. yy’da yazılan ”Vilayetname”de soyu Musa Kazım’a dayandırılmış, seyyittir ve Şii mutasavvıftır denilmiştir. Bektaşilik tarikatı kurumsal olarak 15. yy’da kurulmuştur denilebilir.

MEVLANA 1207-1273

Horasan’ın Belh şehrinde dünyaya geldi . Lakabı Celâleddin’dir. “Efendimiz” anlamındaki “Mevlânâ” unvanı onu yüceltmek için söylenmiştir. Doğduğu şehirden ötürü “Belhî” olarak anıldığı gibi hayatını geçirdiği Anadolu’ya nisbetle “Rûmî, Mevlânâ-i Rûm, Mevlânâ-i Rûmî” isimleri ile de anılmıştır. Babası Bahaaddin Veled’in soyu Hz. Ebu Bekir’e dayandırılmaktadır. Bahâeddin Veled Kübreviyye tarikatının kurucusu Necmeddîn-i Kübrâ’nın müritlerindendir.

1212-1213 aralığında Belh’ten Moğol istilasından kaçan aile önce Feridüddin Attar’ın yanına uğrar. Ayrıldıkları kent ise onlar ayrıldıktan kısa bir süre sonra Moğollar tarafından yağmalanmıştır.”Esrarname” adlı eserini Mevlana’ya veren Attar çocuğun ileride yapacaklarına dair babasına hissettiklerini söyler. Aile buradan da ayrılarak Anadolu’ya doğru yola çıkar. Moğollar bu defa da Abbasi devletine (750-1258) saldırmıştır. Abbasi kentlerini, kütüphanelerini, saraylarını yıkan Moğollar’ın saldırısı sırasında Feridüddin Attar da öldürülmüştür.

Konya’ya yerleşildiğinde Mevlana 5 yaşlarındadır. Konya A. Selçuklu Devleti’nin (1075-1306) başkentidir. Alparslan’ın(1063-1072) 1071 Malazgirt zaferinden beri Anadolu’ya yerleşmekte olan Türkmenler, II. Kılıç Arslan’ın (1155-1192) 1176’da Bizans İmparatorluğu’nu yendiği Miryakefalon savaşıyla Anadolu kıyılarına da yerleşmeye başlamış, bu zafer Anadolu’nun Türkleşmesine büyük katkı yapmıştır. Haçlıların Ortadoğu’da kontluklar kurdukları bu dönemde Orta Asya’dan inen Moğol akınları ile iki ateş arasında kalan bölgede Türkmenler yerleşme, yeni yurt edinme çabası içindedir. Mevlana böyle bir süreçte ailesi ile birlikte A. Selçuklu başkenti Konya’ya yerleşir.

Bahaddin Veled Konya Altınapa Medresesi’nde müderrislik yaptı. 1231’de vefat ettiğinde 24 yaşında olan Mevlana babasının yerini aldı.Şam ve Halep’e ilim tahsil etmeye gitti (1233). Mevlânâ, Arap dili ve edebiyatı, lügat, fıkıh, tefsir ve hadis gibi ilimler başta olmak üzere aklî ve naklî ilimlerden icazet aldı.

1244’te Şems-i Tebrizi ile Konya’da karşılaştı. 6 ay boyunca hiç ayrılmadılar. Tebrizi, Mevlana’nın okuduklarına ”kıl ü kal”dir yorumunu yaparak “İlim odur ki insanı malûma ulaştırır”, “Cehalet seni senden almayan bir ilimden daha kıymetlidir” sözlerini sarfeder ve kitapları havuza atar. Mevlana kitapların ıslanmadığını görünce, Bu nasıl sırdır? diye sorar ve 6 ay boyunca Tebrizi’den hiç ayrılmaz. Mevlana medreseye gitmez, derslerini yapmaz olur. Öğrencileri hocalarını göremez olunca bu durumu Şems’in varlığına bağlayarak, ona kinlenirler. Oluşan bu sıkıntılı ortam nedeniyle Şems habersiz bir biçimde ortadan kaybolur. Mevlana derin bir üzüntü içine düşer. Şems’i aratmaya başlar ve Şems ikinci kez Konya’ya gelir. Mevlânâ ile Şems, bu defa Mevlânâ’nın medresesindeki hücresinde yine altı ay boyunca mârifetullaha dair sohbet ettiler. Yanlarına Sultan Veled ile Şeyh Selâhaddîn-i Zerkûb’dan başkası giremiyordu. Bu arada Şems, Mevlânâ’nın evlâtlığı Kimya Hatun’la evlendi. Mevlana’nın müritlerinin sitemleri dayanılmaz bir hal alınca Şems bu defa bulunmamak üzere 1247’de ortadan kayboldu.

Sultan Veled, Şems’in ikinci defa kaybolmasının ardından babasının aşkla şiirler söylemeye başladığını ve gece gündüz hiç ara vermeden semâ yaptığını belirtmektedir. Mevlânâ bir müddet sonra Şems’i bulmak umuduyla Şam’a gitmiş, ancak bulamadan geri dönmüş, birkaç yıl sonra tekrar gitmiş, aylarca aradığı halde yine bulamamıştır. Eflâkî’nin aktardığı diğer rivayete göre Şems suikast sırasında öldürülüp cesedi bir kuyuya atılmıştır. Şems bir gece Sultan Veled’e rüyasında atıldığı kuyuyu bildirmiş. Sultan Veled müridleriyle onu kuyudan çıkarıp Mevlânâ’nın medresesine, medresenin mimarı Emîr Bedreddin’nin yanına defnetmiştir. Sultan Veled, Mevlânâ’nın daha sonra kendisini çağırarak Selâhaddîn-i Zerkûb’a tâbi olmalarını istediğini, kendisinin şeyhlik sevdasında bulunmadığını söyldiğini anlatır.

Selâhaddîn-i Zerkûb on yıl sonra vefat edince Mevlâna hilâfet makamına müridlerinden İbn Ahi Türk diye de tanınan Urmiyeli Hüsâmeddin Çelebi’yi geçirdi.Mesnevi’nin ortaya çıkması Hüsâmeddin Çelebi’nin teşvikiyle olmuştur.
Mevlânâ, Hüsâmeddin Çelebi’nin hilâfet makamına geçişinden -Sultan Veled’e göre- on yıl sonra rahatsızlanarak 5 Cemâziyelâhir 672 (17 Aralık 1273) tarihinde vefat etti. Cenazesinde ağlayıp feryat edilmemesini vasiyet etmesi ve öldüğü günü kavuşma vakti olarak tanımlaması sebebiyle ölüm gününe “şeb-i arûs” (düğün gecesi) denmiş ve ölüm yıl dönümleri bu adla anılagelmiştir.

Onun bütün hadiseleri yorumlayışının temelinde en olumsuz durumlarda bile olumlu yönlerin ve gelişmeler olabileceği anlayışı yatmaktadır. “Pergel gibiyim; bir ayağımla şeriat üstünde sağlamca durduğum halde öbür ayağımla yetmiş iki milleti dolaşıyorum” diyerek bir Müslüman olarak insanlığı kucaklayabildiğini belirtmiştir.

Mevlana’nın şiirleri ve mektupları arasında Arapça olanlar bulunmakla birlikte eserleri Farsça’dır. Divan-ı Kebir, Mesnevi, Fihi Ma Fih, Mecalis-i Seba.

Mesnevi mürşit kitaptır. İlk 18 beyit Mevlana tarafından yazılmıştır ki eserin özünü belirleyicidir. Kalan kısım Hüsameddin Çelebi’nin gayretiyle tamamlanmıştır. İlk 18 beyitin tamamı ‘’b’’ (ب)harfi ile başlar, ‘’mim’’ harfi ile biter. ‘’B’’ harfi yazım itibariyle tevazu ve vahdetin işaretidir. Dünya ve ahiret kelimeleri 111 defa olmak üzere eşit olarak geçer. Kur’an-ı Kerim’den sonra en çok okunan kitap Mesnevi’dir. 7. cilt sonradan ilave edilmiş olup, Mevlana’ya ait değildir.


1000-1500 TARİH ARALIĞINDA ORTADOĞU II
DERS NOTLARI

BÜYÜK SELÇUKLU DEVLETİ (1040-1157)

Kurucusu Selçuk Bey’in sikke, damga ve kaynaklardan Oğuzların Kınık boyuna mensup olduğunu biliyoruz. Selçuk Bey’in babası Dukak’tan öncesi bilinmemekle birlikte efsanevi Türk hükümdarı Efrasiyab’a (Alp Er Tunga) bağlayan tarihçiler vardır. Selçuk Bey babası öldüğünde 18 yaşındadır. Sarayda babasının görevini üstlenmesi ve güçlenmesinden duyulan rahatsızlık nedeniyle 961’de Oğuz Yabguluğu’nun kışlık merkezi Yenikent’ten ayrılır. Cend kenti.. Gayrimüslim Türkler ile İslam ülkeleri arasındaki sınır kenti..Selçuk Bey’in tarihi kararı alması… Samani Devleti’nden Buhara’dan çağrılan din adamları.. Selçuk Bey’in İslamiyet’i kabul etmesi..

Selucika, Selçukiyyan ve Türkmen adları ile anılmaya başladılar.Eş zamanlı Türk devletleri Karahanlı Devleti (942-1212) ve Gazneliler (961-1186)idi.Büyük Selçuklu Devleti tarihi 1040 Dandanakan savaşında Gazneli Sultan Mesut’un ordusunun yenilmesiyle başlatılır.Tuğrul Bey (1040-1063) ilk hükümdar olur.1048 Bizans ile ilk karşılaşma başarıyla savuşturulur. Abbasi Devleti tarafından tanınırlık kazanan Tuğrul Bey 1060-1061’de Abbasi tahtını işgal eden Şii Fatimi Devleti ile de mücadele eder.Kardeşi Çağrı Bey ile devleti başarıyla idare eden Tuğrul Bey evlilikler yoluyla Abbasi hanedanlığı ile akrabalık ilişkisi de kurar.1060’da Çağrı Bey, 1063’te Tuğrul Bey ölür.

Çağrı Bey’in oğlu Alp Arslan (1064-1072) tahta oturur.1071’de Bizans İmparatoru Romen Diyojen ile yaptığı Malazgirt savaşı ile tarihe geçer.Büyük Selçuklu Devleti’nin ünlü veziri Nizamülmülk iş başına getirilir ve savaş alanlarının dışında kültürel ve bilimsel anlamda mücadele edebilmek için Nizamülmülk’ün adıyla anılan ”Nizamiye Medreseleri” açılır.Nizamülmülk bizzat dersler verir. Her geçen gün sayıları artan medreseler sayesinde devlete din alimleri, devlet adamları ve memurlar yetiştirilmeye başlanır. Nizamülmülk ve Alparslan devlet teşkilatını oluşturan Selçuklu devlet adamları olarak anılır. Bu yapılanma sonraki nesiller tarafından devam ettirilecektir. 1072’de Alp Arslan öldürülünce oğlu Melikşah (1072-1092)tahta geçer.

Melikşah dönemi Büyük Selçuklu Devleti’nin doruk noktasıdır. İpek Yolu ve Hac yollarının denetiminin Selçuklu Devleti’nin eline geçişi, Alamut Kalesi’ne yerleşen Hasan Sabbah ile mücadele, Türk kültürünün Ortadoğu’ya yayılmasına yaptığı katkı ile anılır. Vezirliğe devam etmekte olan Nizamülmülk bir Haşhaşin tarafından öldürülür. Bir ay sonra Da Melikşah ölünce Büyük Selçuklu Devleti için sıkıntılı bir süreç başlar.Bu dönemin ünlü kişileri El Gazali (1058-1111), Kaşgarlı Mahmut (1008-1105), Ömer Hayyam (1048-1131)dır.

İsfahan, Tuğrul Bey tarafından Selçuklu Devleti’nin başkenti ilan edildi. Melikşah döneminde ise ihya edildi.Kentteki döneme ait en önemli yapı İsfahan Mescid-i Cuması’dır.

Melikşah’tan sonra sırasıyla başa geçen I. Mahmud (1092-1094), Berkyaruk (1094-1105), II.Melikşah (1105-1105) ve Mehmed Tapar (1105-1118) dönemlerinde Büyük Selçuklu Devleti gücünü ve eyaletlerdeki merkezi denetimini giderek yitirdi. 1118’de tahta çıkan Ahmed Sencer’in ülke topraklarını yeniden birleştirme çabası da başarılı olduysa da
devlet hiçbir zaman Melikşah dönemindeki sınırlarına ve otoritesine kavuşamadı.

Harzemşahlar, Harzem bölgesinde B. Selçuklu Devleti’ne bağlı bir valilik iken Sencer’in ölümüyle 1157’de devlete son verdiler. B. Selçuklu Devleti’nin varisçileri olduklarını söylediler. 1212’de de Karahanlı Devleti’ni ortadan kaldırdılar.

Kirman Selçukluları (1048-1187)

Irak Selçukluları (1118-1194)

Suriye Selçukluları (1092-1117)

Anadolu Selçukluları (1075-1308)

ANADOLU SELÇUKLU DEVLETİ (1075-1307)

Malazgirt Savaşı’ndan sonra Anadolu Süleyman Şah tarafından birkaç yıl içinde fethedildi. 1073’de Anadolu’nun fethi için Melikşah tarafından görevlendirilen Süleyman Şah..1075 İznik başkent olmak üzere Anadolu Selçuklu Devleti.. 1077’de Melikşah’a rağmen özerkliğini ilan etti.


http://tr.wikipedia.org/wiki/Anadolu_Sel%C3%A7uklu_Devleti


1000-1500 TARİH ARALIĞINDA ORTADOĞU I
DERS NOTLARI

1000-1500 TARİH ARALIĞINDA ORTADOĞU

FATİMİ DEVLETİ (909-1171)

EYYUBİ DEVLETİ (1171-1254)

MEMLÜK DEVLETİ (1254-1517)

FATİMİ DEVLETİ (909-1171)

Merkez Mısır-Kahire olmak üzere K.Afrika ve Suriye’ye hükmeden Şii devlet…Hanedan adını Hz. Fatıma’dan alır. Suriye’nin Selemiyye şehrinden Kuzey Afrika’ya intikal ederek burada mehdiligini ilan eden İsmaili imamı Ubeydullah 297 (909) yılında Fatimîler Devletini kurmayı başardı. Fatımî halifelerinden el-Mustansır’ın 487 (1094) yılında ölümü ile birlikte İsmailiyye, Nizâriyye ve Müsta’liyye diye iki büyük kola ayrıldı. Mustansır Billah’ın zamanında (1036-1094) en geniş sınırlarına ulaştı.

1099’da Selçukluların sürekli genişlemesinden endişeye kapılan Fatimiler Frenklerden Suriye’de bir tampon bölge oluşturmasını ister. Kudüs Abbasi toprakları içinde ve iki Türk komutan tarafından idare edilmektedir. Frenklerden aldığı güçle Kudüs’e saldıran Fatimiler  kutsal kenti topraklarına katar. Aynı yıl Kudüs düşer

Fatimiler Şam merkezli Zengi Atabeyliği’nden yardım ister. II. Haçlı ordusunu karşılayan Zengiler İslam dünyasını cihada davet etmiş, Haçlılara karşı başarıyla mücadele etmiştir.

Zengi Atabeyliği’nin komutanı Şirkuh ve yeğeni Yusuf Fatimilerin yardım talebi üzerine Kahire’ye gönderilir. (1169) Haçlıların yenilmesiyle Şirkuh Mısır sarayında vezir olur. Ölümü üzerine vazifesini Selahhaddin Y. Eyyubi alır. 1169-1171 yılları arasında Fatimi halifesini  etkisiz hale getirdi.

Selahattin Eyyubi, Fatimilere son vererek Mısır’da Eyyubi Devleti’ni kurmuştur. (1171)

EYYUBİ DEVLETİ (1171-1254)

Abbasi halifesi tarafından tanınan Selahaddin Eyyubi.. Şii devletin topraklarında devletini kuran Selahattin Eyyubi’nin karargahına pek çok haşhaşin sızar ve ilk denmeyi 1175’te gerçekleştirirler. Suikastlerden kurtulur ve Haçlılar ile yaptığı başarılı mücadelesiyle adını İslam tarihine büyük kahraman olarak yazdırır.

Selahaddin Halep ve Şam’ı topraklarına kattıktan sonra yönünü Akka ve Kudüs’ e çevirir..Karargahını Zeytindağına kurar. 1187 Cuma-27 Recep Miraç kandilinde Selahattin Kudüs’e girer. Hıristiyanlara  ve mabetlerine dokunulmamasını söyler. Savaş tarihe 1187 Hıttin Savaşı olarak geçer.

İslam aleminin kahramanı iki konuda eleştirilir. Eli açıklığı ve esirlere merhameti.. Kudüs’te esir aldığı generallerden birine eline bir daha silah almayacağı yeminini ettirdikten sonra salıvermesi, bu general Akka’yı kuşatınca çok pahalıya mal olmuştur. 1189’da Akka’da  savaş başlar.

Barnarosso, Philippe Auguste ve Arslan Yürekli Richard Avrupa’dan büyük orduları ile bölgeye gelirler. Selahaddin Abbasi halifesine haber yollayarak cihat çağrısı yapar. Savaş boyunca Frenklerden aldıkları esirleri kalabalık yapmamaları için serbest bırakır.

1192’de Arslan Yürekli Richard hastalanır ve Selahhaddin’e bir mektup yollar… Aynı yıl 5 yıllık bir barış antlaşması imzalanır.  Selahaddin’in de başında doktorları vardır. 55 yaşında hayata veda edince hükmettiği tüm bölgelerde derin bir yas olur.

1206’dan sonra ise Moğol saldırıları başlar ve Ortadoğu iki ateş arasında kalır. 1218’de Akka’ya sayısız Frenk gemisi yanaşır. 1219’da Kudüs ve kutsal haç Frenklere verilir. 1218-1221 aralığında ise Mısır Haçlılar tarafından işgal edilir. Bu arada Moğol orduları da bölgeye inmiştir

Frenk askerlerini tahmin etmedikleri biçimde Eyyubi Devleti’nde paralı ordu olarak hizmet veren bu nedenle

Orta Asya’dan getirilmiş olan Kıpçak Türkleri karşıladı. Ordu kendi başına hareket ederek savaşma kararı almıştı. Haçlıları Mısır’dan çıkararak Memlük devletini kurduklarını ilan ettiler

Son Eyyubi Turanşah (1249 – 1250) aleme düşkünlük gösterince muhalifleri tarafından öldürüldü.

MEMLÜK DEVLETİ (1254-1517)

Haçlı seferleri (1095-1270) sırasında Mısır’da bulunan Eyyubi Devleti’nde (1171-1250) Memlük olarak vazife yaptılar. Ardından Memlükler Devleti’ni (1250-1517) kurarak Abbasi halifelerini Yavuz Sultan Selim gelene kadar ağırladılar.

Filistin’de Ayn Calut (1260) savaşında da Moğolları tek yenebilen güç olarak isimlerini tarihe yazdırınca kutsal toprakları da içine alan devletlerinin sınırlarını tamamlamış oldular. Moğollar tarafından yıkılan Abbasi Devleti’nin halifesine sahip çıkarak onu Kahire’ye getirdiler.

Suriye’yi ele geçiren Memluklar dönemin en güçlü devleti haline gelir.

1290’da Akka’ya gelen son Haçlı ordusunun yenilmesiyle 1096’da başlayan Haçlı Seferleri sona erer.

1516 Mercidabık ve 1517 Ridaniye savaşlarında Memlük ve Osmanlı Devletleri karşı karşıya gelir. I. Selim’in zaferi Memlük devletinin tarihten silinmesine. Mısır’da 20.yy başına kadar devam edecek Osmanlı hakimiyetinin başlamasına sebep olur.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s