OCAK


EŞ ZAMANLI TARİH OKUMALARI III
1500-1800 TARİH ARALIĞINDA AVRUPA II

Reformasyon

15. yüzyılda son noktaya varan kilisenin yozlaşması.. Yüksek meblalara dağıtılan af kağıtları, kilise mensuplarının gayriahlaki yaşamları vb.

1508’de kilisenin dağıttığı af kağıtlarına ilk tepki Martin Luther’den (1483-1546)  geldi.1517’deki Azizler Yortusu arifesinde Wittenberg kalesi kilisesinin kapısına bir manifesto asarak mücadelesine başlar. Afaroz edilince halkın gözü önünde aforoz kağıdını yakar. Davranışı ses getirir ve Alman siyaseti Lutherciler ve karşıt olanlar olarak ikiye bölünür. 1529’da protestolarını sunarak, 1530’da da inançlarının özetini içeren manifestolarını hazırladılar. 1531 yılı Luther ve destekleyicilerinin teslim olmaları gereken yıl olarak duyuruldu. Lutherciler cevap olarak silahlanmayı tercih ettiler. Kurulan birlik Schmalkalden Birliği adıyla anılmaya başladı.

1518’de dini reform anlamında bir başka gelişme de İsviçre’de yaşandı. Zwingli (1484-1531) af kağıtlarını reddederek kiliseye karşı savaş açtı. Savaşta öldürülen Zwingli Luther’e bağlı ilk Protestanlık mezheplerinden birini de kurmuş oldu.

1521’de ise Roma kilisesinin yaptığı vaftizlerin geçerli olmadığını ilan eden bir grup ortaya çıktı. Bu mezhep mensupları  yeniden vaftiz olunması gerekliliği üzerinde durduğu için yeni oluşum  ”Anabaptist” hareket olarak anılmaya başladı.

1541’de Cenevre kentinin yönetimini ele geçiren Jean Calvin (1509-1564) Kalvinizm denilen Protestan mezhebinin de kurucusu oldu. Calvin’in fikirlerinden hareketle kuzeyde ortaya çıkan akıma ise Presbiteryenlik denildi ki Protestan kiliselerinin yönetiminde papazlar dışında laiklerden oluşan bir kurulunda bulunmaması gerekliliği görüşünden hareketle ortaya çıktılar.

Protestanlık genel anlamda Eski Ahit okumaları üzerinde durmasının yanı sıra toplumun eğitim seviyesinin yükseltilmesi gerekliliğine, faizle ilgili yapılan yeni yönergeler doğrultusunda ekonominin gelişmesi ve hızlanmasına yaptığı katkıya kadar Avrupa’nın dinsel, toplumsal ve ekonomik alanları üzerinde büyük etki yaptı.

Skizma (1054) ile Katoliklik ve Ortodoksluk olarak ikiye ayrılan Hıristiyanlık dünyası Luthercilerin ortaya çıkmasıyla Protestanlık mezhebi adı altında Hıristiyanlık içinde üçüncü büyük grubu ortaya çıkmasına sebep oldu. (1530)

Katolik kilise cevap olarak engizisyonu kurdu. 1557’de yasak kitaplar listesini (İndex) yayınladı. Yanı sıra okullar açarak dünyanın dört bir tarafına misyonerler gönderdi. Sanatçılara insanları etkisi altına alacak büyük kilise resimleri ve heykeller sipariş edildi ve barok sanat doğdu. İslam ordularına karşı yöneltilen enerji ve din adına yapılan büyük savaşlar artık Hıristiyan mezhepleri arasındaki savaşlar yoluyla farklı bir yapıya büründü. Avrupa mezhepler arası kanlı mücadelelere sahne oldu.

1532’de Tudor Hanedanı’ndan VIII. Henry Katolik Roma Kilisesi’ne yaptığı yardımları kestiği gibi papanın kendi ülkesi sınırları içinde dini kanun koyma yetkisinin sona erdiğini ilan etti. Kızı I. Elizabeth 1558’de tahta çıkınca VIII. Henry’nin din alanında yaptığı reformu kurumsallaştıracak çalışmalara imza attı. Böylece Protestanlık ile Katoliklik arasında bir mezhep olarak tanımlanan Anglikanizm doğdu. ”Anglikanizm” İngiliz Kilisesi anlamına gelir ve bu ülkeye özel bir yapılanmayı anlatır.

Tepki olarak ise Püritenler ortaya çıkmış, Protestanlığın ilkelerine bağlı kalınmasını ve dinin en saf ve sade halinin benimsenmesi gerekliliğini tartışmışlardır.

962’de kurulan Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu ise bölgesel yapılanmalara, güçlü hanedanlıklara rağmen Vatikan ile işbirliği içinde varlığını sürdürmektedir. Ancak imparatorluk içinde artık Protestanlar denilen ayrı bir grup oluşmuştur ki Katolik kiliseye savaş açmış olmaları siyasal durumu son derece olumsuz etkilemiştir.

1618-1648 aralığına tarihlenen ”Otuz Yıl Savaşları” Avrupa’da ortaya çıkan yeni mezhep Protestanlık ile Roma Katolik kilisesine bağlı kalanlar arasında gerçekleşmiş bir savaştır. Din savaşı olmasına rağmen sonuçları Kutsal Roma Cermen İmparatorluğu’nun varlığını tehdit altına sokması nedeniyle daha çok siyasal olmuştur.

Dönemim Ünlü Kişileri…

Nicolaus Copernicus (1473-1543), Isaac Newton (1642-1727), Johannes Kepler (1570-1630), Galileo Galilei (1564-1642), Francis Bacon (1561-1626), René Descartes (1596-1650), Pascal  (1623 – 1662), Baruch Spinoza (1632-1677), Nostradamus (1503 -1566) ..

Tudor Hanedanlığı (1485-1603)

Kral VII. Henry (1485-1509)

Kral VIII. Henry (1509-1547); VII. Henry’nin oğlu

Kral VI. Edward (1547-1553); VIII. Henry’nin oğlu

Kraliçe I. Mary (1553-1558); VIII. Henry’nin büyük kızı

Kraliçe I. Elizabeth (1558-1603); VIII. Henry’nin ikinci kı

Osmanlı Hanedanlığı                                                                       

Sultan İkinci Bayezid (1481-1512)

Yavuz Sultan Selim (1512-1520)

Kanuni Sultan Süleyman (1520-1566)

Sultan İkinciSelim (1566-1574)

Sultan Üçüncü Murad (1574-1595)

Sultan Üçüncü Mehmed (1595-1603)


EŞ ZAMANLI TARİH OKUMALARI III
1500-1800 TARİH ARALIĞINDA AVRUPA I

Coğrafi Keşifler

Ticaret yapmak, ganimet toplamak, fethetmek ya da dinsel nedenler…Avrupalılar, Doğu ülkelerinin zenginliği hakkında abartılı bilgilere sahiplerdi. Bu nedenle Doğu ülkelerine büyük bir ilgi ve merak duyuyorlardı. İlk seyahat 1487-1488’de Bartolomeu Dias tarafından Afrika kıyıları boyunca Atlas Okyanusu’nda yapıldı ve Ümit Burnu keşfedildi.

Coğrafi Keşiflerin başlaması ile ilgili olarak iki tarihi aralığı özellikle anmalıyız. 1095-1270 aralığınde gerçekleşen Haçlı Seferleri.. Batılılar’ın Doğu’daki medeniyeti, bilim ve kültür hayatını gördükleri zihinsel olarak hazırlanmalarının gerçekleştiği süreçtir. 750-1492 aralığında ise Avrupa’da varolan Endülüs Emevileri Devleti’nin zenginliğini görüyoruz. İspanya’nın Endülüs Emevi devletine son vermesi ile devletin hazinesine İspanya sahip çıkmış ve coğrafi keşifler bu finansman ile İspanya bayrağı ile İspanya kralı adına yapılmıştır.

Kristof Kolomb (1451-1506), Americo Vespucci (1454-1512), Vasco da Gama (1469-1524), Macellan (1480-1521) ünlü denizcilerdir.

Sonuçları…

Atlas Okyanusu kıyılarında kurulan liman kentleri ticari merkezlere dönüştü ve İpek Yolu ile Baharat Yolu’nun önemini azalttı. İpek ve Baharat yollarının geçtiği kentler ve ülkeler büyük bir gelir kaybına uğrarken, Avrupa’da gelişen deniz ticareti sayesinde gelir düzeylerinde artış yaşandı ve burjuva denilen yeni bir sosyal sınıf ortaya çıktı. Bu yeni sınıf yeni hammaddelerin Avrupa’ya dahil olmasına katkı yaparken, yükselen gelir düzeyleri ile de bilim ve sanat alanına yatırım yapmaya başladı. Rönesans hareketi doğdu.

Amerika’ya özgü bazı ürünler (tütün, patates, domates, şeker kamışı, vanilya, kakao vb) Avrupa’ya ve oradan da tüm dünyaya yayıldı. Avrupa’da açlık  ve çocuk ölümleri azalırken nüfus artmaya başladı.

Burjuva sınıfının oluşmasıyla birlikte çekirdek aile modeli ve çocuklara ayrı bir birey olarak değer verme olgusu ortaya çıktı. Ortaçağda ekonomi tarıma dayalı olduğu için büyük aileler vardı. Çocukluğun keşfedilmesi, 16.-17. yy’lar arasında bilinçlenen bir süreçti. Bu, zamanın kıyafetlerinde, resim, heykel ve oymalarda, oyuncakların ve özellikle çocuklar için eğlencelerin icat edilmesinde, değişen ahlak anlayışında ve tavırlarda, hepsinden öte eğitimde yeni köklü yaklaşımlar izlendi.

1518 ilk darphane ve basılan para birimine ‘’thaler’’ adının verilmesi..

Avrupa’daki ekonomik düzen artan nüfusu istihdam edebilecek düzeyde değildi. 1550’ler itibariyle Avrupa enflasyon ile karşılaştı. Altın ve gümüş paraların değeri tekrar tekrar düşürüldü.

Düzenli askeri ordular kuruldu.

Rönesans (1450-1670)

Rönesans ”yeniden doğuş” anlamına gelir. Rönesansın en önde gelen niteliği bağımsız düşünebilme yeteneğinin geliştirmek ve hiçbir otoriteye bağlı olmaya gerek duymayan özgür bireyler oluşturmaktır ki buna l’uomo universale, yani ‘’tam insan’’ adı verilir.

Rönesans insanı evreni anlayabilir ve Tanrı’nın ona verdikleri ile insanlığa daha rahat ve huzurlu bir gelecek bırakmak üzere çalışabilir. Ortaçağ insanın yetersizliği, cahilliği ve güçsüzlüğü  yüzünden duyulan korkutucu bir kaygının, yani kısaca  evrensel günah kavramının hakimiyeti altında iken rönesans ile birlikte bireyler özgüven kazanır.

Rönesans tüm Avrupa’yı etkisi altına alırken, Doğu’da Osmanlı İmparatorluğu ve Çarlık Rusyası bu etkinin dışında kaldı. Rönesansın doğuşundan sadece yüz yıl sonra bile Batı ile Doğu arasında bir uçurum oluşmuştu bile.

Rönesansla birlikte neler yapıldı?

Antik Yunan kültürü felsefesi, edebiyatı ve heykeli ile yeniden keşfedilerek sürece dahil edildi. Latince’nin önemi azalırken, Yunanca Avrupa’da rağbet görmeye başladı.Yanı sıra İbranice ve Yunanca metinlerin eleştirel incelenmesine dayanan Kitab-ı Mukaddes araştırmacılığı doğdu.

Erasmus bu dönemde ‘’ Deliliğe Övgü ’’ kitabıyla yeni hümanizmayı Katolik gelenekle evlendirmek için herkesten çok çalıştı. Kitapları yüzyıllar boyunca kilisenin okunmasını yasakladığı kitaplar listesinde kaldı. Ancak İngiltere, Hollanda ve İsviçre’de serbestçe basıldı.

Hümanizm ise hem yeni bilgilerin müjdecisi hem de Rönesansa katalizör oldu. Hümanizm, ortaçağın teokratik ve tanrı merkezli dünya görüşünden, rönesansın insanı evrenin merkezi yapan görüşüne geçiş demekti.

Rönesans düşüncesinde eğitim çok önemli bir yere sahipti. Hümanistler yeni insanı yaratmak için okul çocukları ve öğrencilerle işe başlamak gerektiğini biliyorlardı. Erasmus’un yazdığı bir prensin eğitimi tarzında eğitimle ilgili yazılan tezler ve deneyler çoğaldı.

Rönesans ve hemen ardından yaşanan Reform Çağı 18. yy Aydınlanma Çağı’nın hazırlayıcıları olacaktır.


EŞ ZAMANLI TARİH OKUMALARI III
1500-1800 TARİH ARALIĞINDA ÇİN

Ming Hanedanlığı (1368-1644)

Çing Hanedanlığı  (1644-1911)

Ming Hanedanlığı Çin’in kuzeyinden gelen Mançular tarafından yıkıldı. Son Ming hükümdarı Mançular sarayın duvarlarını aşmaya başlarken kendini astı. Onu bakanların bir çoğu ve Ming hanedanlığına mensup kişiler izledi. 200 kadın kendini sarayın bahçesinden geçen nehre bıraktı. Bütün ülkenin Mançuların eline geçmesi 1683’de Tayvan’ın da ele geçirilmesiyle tamamlandı.

Mançular Ming Hanedanı döneminin çalışanlarını işlerinde sabit tuttu ve etnik ayrımcılık yapmamaya özen gösterdi. Henüz 1599’da yazıyı kullanmaya başlayan bir halk olarak imparator dahil, Çince’yi ve sarat adabını öğrendiler. Uyum sağlamakta o kadar başarılı oldular ki 100 yıl sonra yabancı oldukları tamamen unutulup benimsenmişlerdi.

Çing Hanedanlığı ile birlikte barış ve refah dönemi başladı. Çing hanedanlığının iş başında olduğu bir buçuk yüzyıl boyunca dünya ticareti Çin’in lehine işledi. Rusya’dan gelen yoğun çay talebinin karşılanması ve Japonya’nın dünyanın ipek pazarı olması bu dönemdedir. Avrupa pazarlarında Çin mallarına yoğun talep artışı da bu hanedanlık dönemindedir.

Para arzının artması.. Hafif fiyat enflasyonu.. Yavaş nüfus artışı.. Yeni toprakların tarıma açılması.. Zenginleşen Çin…

Çing hanedanlığı döneminde sınırların genişler.

1500-1800 TARİH ARALIĞINDA RUSYA

Rusların bilinen tarihi 5. YY’da batıdan O.Asya topraklarına giren Slav kabileleriyle başlar. Ana yurtları D. Avrupa olan Slav ırk Rusların atalarıdır. Sırasıyla Avarların, Göktürklerin ve Hazarların hakimiyetini gördüler.

Slavların ardından 9.YY’da bölgeye gelen bir İskandinav kol (Normanlar) O. Asya’da Kiev merkez olmak üzere Novgrod Krallığı’nı ( Kiev Knezliği) kurdu. 13.YY’da ülke toprakları Moğolların saldırısına uğradı. Cengiz Han’ın torunlarından Batu Han ve Orda Han tarafından Altın Orda Devleti (1242-(1242-1502) kuruldu. Berke Han iktidarı sırasında Ortaçağın en büyük kenti sayılan Sarayberke’yi kurarak Müslümanlığı seçti.

Timur’un saldırıları ve taht kavgalarıyla zayıflayan Altın Orda Devleti 6 hanlığa bölündü. Kırım, Astrahan, Nogay, Kazan, Sibir, Moskova Hanlıklarından sadece Moskova bağımsız kaldı. Kırım Hanlığı diğerlerine hakim olarak Altın Orda Devleti’ne son verdi.

15. YY’da Osmanlı devletiyle ilişkiler başladı. II. Mehmet Altın Orda Devleti’nin dağılmasıyla ortaya çıkan hanlıklardan Kırım Hanlığını imtiyazlı beylik halinde Osmanlı Devleti’ne bağlayarak, vergi yerine her yaz Moskova Knezliği’ne yıldırıcı akınlar yapmakla vazifelendirdi.

Ruslar papalığın gönderdiği kardinal ve papaz heyetleri sayesinde Türklere karşı teşkilatlanmaya başladılar. Moskova Knezliği papadan aldığı destekle Çarlık’a dönüştü.

Rusya Çarlığı (1547-1721)

IV. İvan (1533-1584) 1547’de ilk çar ilan edildi ve böylece Rus çarları kendilerini Doğu Roma’nın varisi saydılar. Yönetim ve askerlik alanındaki düzenlemelerle devlet idaresini güçlendirdi. Kırım Hanlığı içindeki Astrahan ve Kazan Hanlıklarını ülkesine kattı. Baltık denizine açılarak Litvanya topraklarına girdi. İsveç ve Polonya ile savaştı. Aldığı ağır yenilgiler ülke içinde kargaşa oluşturdu. Oğlunu bile öldürmekten çekinmeyen İvan 1584’de zehirlenerek öldürüldü.

İvan’dan sonra iç karışıklıklar iktidar boşluğuna sebep oldu. Polonya kuvvetlerinin 1610’da işgali halkı direnişe sevketti. Mihail Fyodoroviç(1613-1645) Romanov ailesinden çar seçilerek düzeni yeniden sağladı. Büyük toprak kaybedilmesine rağmen 1617’de İsveç’le 1618’de Polonya ile barış anlaşması yapıldı.

İlk Osmanlı-Rus savaşı çar ordularının 1677’de Kırım Hanlığı ile Ukrayna arasındaki topraklara saldırmasıyla başladı. IV. Mehmet tarafından durduruldu. Ancak Osmanlı Devleti’nin 1683 Viyana bozgunu Rusları yeniden heyecanlandırdı ve Avrupa’da oluşturulan Kutsal İttifak’a dahil oldu. Rusya Çar Deli Petro’nun gayretleriyle gelişerek kuvvetlendi. Azak Kalesi’ni ele geçirerekTürk Gölü halinde olan Karadeniz’e kadar inmiş oldu. Yanı sıra Baltık Denize’ne yönelerek, İsveç ile başarılı savaşlar yaptı. 1721’de Rus İmparatoru unvanını kullanmaya başlar. 1725’te ölür.

Rus İmparatorluğu (1721-1917)

1736’da Rusların ikinci defa Azak Kalesi’ni zapdetmeleri 1739’daki Belgrat Anlaşması’yla sona erdi. Anlaşmayla Azak Kalesi yıktırılarak Azak bölgesi Osmanlı Devleti ve Rusya arasında tarafsız saha haline geldi.

II. Katherina (1762-1796) 18.yy Rusya’sına damgasını vurmuş bir çariçe.. 1762’de eşi III. Petro’nun tahta çıkışıyla tarih sahnesine girmiş, muhafız alayı tarafından III.Petro’nun tahttan indirilmesiyle Rusya çariçesi ilan edilmiştir.

Çariçe II. Katherina zamanında Rusya’nın Lehistan ve Polonya’ya yerleşmesine engel olmak için Osmanlı Devleti tarafından Rusya’ya sefer açıldı.

1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı

Küçük Kaynarca Antlaşması (1774) İlk defa ahalisi Müslüman olan bir toprak parçasının elden çıkması..Kırım Hanlığı’ndan Kuban ve Bucak Tatarlarının sözde müstakil olmak kaydıyla koparılması..

Ruslar 1783’de Kırım Hanlığı’nı işgal ederek kadın ve çocuklarıyla 30.000’den fazla Türk’ü öldürdüler. Kırım’a resmen hakim olan Rusların zulmü altında ezilen bir çok Kırımlı Osmanlı toprağına göç etti.

1783 Kırım’ın işgali..

1768-1774 Osmanlı-Rus Savaşı

Osmanlılar savaş sonunda III. Selim’in tahta geçmesiyle Yaş Anlaşmasını (1792)İmzalayarak Kırım’ı Ruslara bıraktılar.

Reklamlar

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap / Değiştir )

Connecting to %s